Temel hak ve özgürlükler açısından Türk Ceza Kanunu'nda özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK M. 134)


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FEVZİ ÖZ

Danışman: Faruk Turhan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Özel hayat kavramının pozitif hukukta tanımı bulunmamaktadır. Doktrinde genel kabul gören görüşe göre hayat alanları üç alan teorisi ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Üç alan teorisine göre kişinin hayat alanları, kamusal alan, özel alan ve sır alanından oluşmaktadır. Kişinin özel ve aile hayatının gizliliğine saygı hakkı AİHS'nin 8. maddesi ile tanınmıştır. Maddenin 1. fıkrasında kişinin, özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu belirtildikten sonra ikinci fıkra ile bu hakka ne şekilde sınırlama getirilebileceği belirtilmiştir. AİHS ile devletlere özel hayatın gizliliğini koruma yönünde pozitif yükümlülük de yüklenmiştir. Özel hayatın gizliliği hakkı iç hukukumuzda ilk olarak 1961 Anayasasında tanınmıştır. 1982 Anayasasında da özel hayatın gizliliği hakkı tanınmış ve koruma altına alınmıştır. TCK'da özel hayatın gizliliğini koruyan suçlar, "kişilere karşı suçlar başlıklı" 2. kısımda düzenlenen "özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar" başlıklı 9. bölümünde; 132. maddede "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal", 133. maddede "Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması", 134. maddede "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal", 135. maddede "Kişisel Verilerin Kaydedilmesi", 136. maddede "Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme", 138. maddede "Verileri Yok Etmeme" suç başlıkları altında düzenlenmiştir. TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, genel ve torba bir düzenlemedir. Bir eylem, 132,133,135,136 veya 138. maddeyi ihlal ediyorsa aynı zamanda özel hayatın gizliliğini de ihlal etmiş demektir. Ancak bu düzenlemeler 134. maddeye göre daha özel düzenlemeler olduğu için, failin ayrıca 134. maddeye göre cezalandırılması gerekmez. TCK'nın 134. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında iki ayrı suç tipi düzenlenmiştir. 1. fıkranın 2. cümlesindeki düzenleme ise bir nitelikli hal düzenlemesidir. Hareketin bölünebildiği ölçüde teşebbüs ve gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması mümkündür.