Peyami Safa'nın Düşünce Dünyası ve Tarih Anlayışı
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İdris KARTAL
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Hayri ÇAPRAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tezi çalışmamızın amacı, Peyami Safa'nın hayatını, düşünce dünyasını inceleyerek çıkarımlarda bulunmak ve bu çıkarımlardan yola çıkarak yazarın tarih anlayışını ortaya koymaktır. Peyami Safa'ya dair elde ettiğimiz bilgiler, yine kendisi tarafından kaleme alınan edebî eserlerinin ve fikrî kaynaklarının derinlemesine incelenmesi sonucunda elde ettiğimiz verilerdir. Bunun yanı sıra Peyami Safa hakkında yapılan çalışmalar da konuyu aydınlatmamızda yardımcı kaynaklar olmuşlardır. Elde edilen bilgiler ışığında yazarın hayatı, düşünce dünyası ve tarih anlayışı ortaya konulmuştur.Çalışmanın ilk bölümünde, Peyami Safa'nın hayatı ele alınarak yazarın içinde doğduğu ve yaşadığı toplumun sosyal ve siyasal atmosferi ele alınmış ve yazarın edebiyat hayatına katılmasıyla yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise yazarın düşünce hayatını şekillendiren kavramların ve bu kavramların düşünürün, düşünce hayatındaki anlamlarını ve toplumsal değişim ve dönüşümde ifadesini bulan anlatımları ele alınmıştır. Bu bölümde Safa'nın milliyetçiliğe, muhafazakârlığa-inkılâpçılığa ve Doğu-Batı sentezi üzerine yaptığı özgün değerlendirmelerden yola çıkarak analizler yapılmıştır. Ayrıca bu bölümde Türk toplumsal yapısının bir bütün olarak Cumhuriyet modernleşmesiyle birlikte yaşadığı değişimin Safa, tarafından değerlendirilmesi ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Böylece Safa'nın Türk düşünce hayatının önemli bir düşünürü olarak, kültür hayatımızdaki oynadığı önemli rolü vurgulamış bulunmaktayız. Tezimizin son bölümü ise, önceki bölümlerde elde edilen bulgulardan hareketle Peyami Safa'nın tarih? anlayışı ortaya konulmuştur. Kendisinin tarih? yorumlamasına dair anlayışı, kendisi tarafından kaleme alınan eserlerinden ve önemli diğer tarihî, felsefî kaynakların ışığında değerlendirilmiştir. Böylelikle Safa'nın düşünce hayatının temel ilkelerinin, tarih algılamasını şekillendirdiği ortaya konulmuştur.Çalışmada elde edilen bulgulara göre: Peyami Safa'nın, koşulları güç bir ortamda dünyaya geldiği ve hayatını bu güç koşullara karşı mücadele vererek kazandığı anlaşılmaktadır. Safa, düşünce hayatına atılmasıyla birlikte ömrünün sonuna kadar kendisi hep zor süreçleri yaşamış bir düşünürdür. Safa'nın düşünce dünyasını kendisinin ?bir insanın tarih anlayışı toplum anlayışından ayrı? tutulmaz anlayışında bulmaktayız. Nitekim kendisinin milliyetçi, muhafazakâr, Doğu-Batı sentezinde aynı zamanda inkılâpçı olmasında yaşadığı dönem itibarıyla, tanık olduğu tarih? olayların kendisi üzerinde bıraktığı etkinin payı büyüktür. Nitekim Safa'nın milliyetçiliği, Türk milletinin var olmak için verdiği mücadelenin kendisinde bıraktığı hayranlık ve milletin varlığının bunda olduğuna olan inancından doğmaktadır. Muhafazakârlığı ise, var olmanın yollarından birinin milletleri, millet yapan değerlerin korunması gerektiğine olan inancından doğmaktadır. Ancak dikkatli incelendiğinde Safa'nın düşünce hayatında muhafazakârlık, dogmatik bir duruş veya körü körüne belli değerlere saplanarak değişime karşı bir reaksiyonun sonucunda değil, toplumların tarih? akideler içinde meydana getirdiği ve bu değerlerin toplumların hayatlarında oynadığı aslî role olan inancından ileri gelmektedir. Ayrıca Osmanlı'dan beri devam eden yanlış Batılılaşma politikalarının devlet ve toplum hayatında ortaya çıkardığı büyük tahribatların rolüyle düşünür muhafazakâr bir tavır geliştirir. Safa'da muhafazakârlık değişime açık bir düşünce olarak ortaya çıkmakta ve bu anlayışının örneğini de yine kendisinin Doğu-Batı sentezi üzerinden oluşturduğu yorumda görmekteyiz. O sadece körü körüne belli değerlerin analiz edilmeden ve tartışılmadan kabul görmesinden rahatsızdır. Tedrici (aşamalı) değişimden yana olan Safa, muhafazakârlığı kadar inkılâpçılığıyla da dikkatleri üzerine çekerek hem muhafazakâr düşünce hayatında özgün bir konum sahibi olmuş, hem de Atatürk İnkılâbını tarihî ve felsefî olarak değerlendirmeye tâbi tutması, kendisini Cumhuriyet düşünürleri arasında farklı bir konumun sahibi yapmıştır.