Serum solubl stem faktör (sSCF) ve reseptörü solubl tirozinkinaz transmembran protein (sKIT) düzeylerinin, atopik dermatit tanı ve aktivasyonundaki rolünün değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, DERMATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÇAĞNUR ÖZCANLI

Danışman: Mehmet Yıldırım

Özet:

42 ÖZET Serum Solubl Stem Cell Faktör (sSCF) ve Solubl Tirozinkinaz Transmembran Protein (sKIT) Düzeylerinin, Atopik Dermatit Tanı ve Aktivasyonımdaki Rolünün Değerlendirilmesi Atopik dermatit (AD), erken infantil ve çocukluk döneminde ortaya çıkan kronik, tekrarlayan bir deri hastalığıdır. AD 'in patogenezi halen tam olarak ortaya konamamıştır. Buna rağmen humoral (Tip I) ve hücresel (Tip IV) immunitenin patogenezde etkili olduğu düşünülmektedir. Derideki mast hücreleri ve alleri enlerin aktive ettiği LH'leri ve lenfositlerden tekrarlayan sitokin salınımı ile AD'li deride kronik infiamatuvar değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Atopi öyküsü ve karakteristik klinik tabloya ek olarak laboratuvar testleri, AD tanısının konmasına yardımcı olur. Buna karşın halen kesin tanıya ulaştıracak spesifik bir test ya da patognomonik lezyon yoktur. AD likenifiye lezyonlannda mast hücre sayısının arttığı ortaya konmuş ve patogenezdeki rolü tartışılmıştır. Kök hücre faktörü (stem cell faktör, SCF) insanlarda, mast hücre gelişim, maturasyon, farklılaşma, kemotaktik migrasyon ve degranülasyonu uyaran en önemli faktördür. SCF'nin, reseptörü olan tirozinkinaz transmembran protein (KIT) ile etkileşiminin, mast hücrelerinin aktivasyonu ve proliferasyonu için anahtar rol oynadığı düşünülmektedir. Ancak günümüze dek AD'li hastalarda solubl SCF (sSCF) ve solubl KIT (sKIT) düzeylerini araştıran sadece bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmamızda enzime bağlı immunusorbant assay ile 25 AD'li hasta ve kontrol grubu olarak seçilen 25 sağlıklı bireyin, serum sSCF ve sKIT düzeylerini değerlendirdik. Serum sSCF ve sKIT düzeyleri, AD'li hasta grubunda kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (PO.05). Bu çalışmada, sSCF ile sKIT serum düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte pozitif bir korelasyon izlenmiştir (P>0.05). Şiddetli düzeyde AD'i olan hastalar, orta düzeyde AD'li hastalarla karşılaştırıldığında, şiddetli düzeyde AD'i olan hastalarda serum sSCF ve sKIT düzeyleri istatistik olarak anlamlı derecede yüksekti (P 0.05) pozitif bir korelasyon tespit edilmiştir. Serum sSCF ve sKIT düzeyleri ile yaş ve cins arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (P>0;05). Sonuç olarak, AD'li hastalarda serum sSCF ve sKIT düzeyleri, hastalığın şiddeti ve aktivasyonunun değerlendirmesinde yararlı birer gösterge olabilir. Biz hastalığın fizyopatolojik özelliklerini aydınlatmak için daha ileri çalışmalara ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.