Hüsn-i hat ile Dîvân Şiirinin Müşterekleri ve Hüsn-i Hattın Dîvân Şiirine Tesirleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İslam Tarihi Ve Sanatları Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LOKMAN KOÇAK

Danışman: Yusuf Bilen

Özet:

Bu tezin amacı, ortak kaynaklardan beslenen, benzer çevrelerde yetişen ve ilgi gören hattat ve şairlerin icra ettiği, birçok ortak malzeme ve unsurun kullanıldığı hat sanatı ile dîvân şiiri arasındaki münasebeti ortaya koymaktır. İslamiyet'ten önce belli bir seviyede bulunan şiir ile henüz bir sanat değeri taşımayan Arap yazısı, İslamiyet'in doğuşuyla birlikte farklı bir hüviyete bürünmeye başlar. Türklerin İslamiyet'i kabulü, devamında da İslam medeniyetinin hâmisi ve hâkimi olmaları dolayısıyla hem şiir hem hüsn-i hat farklı bir merhaleye geçer. Hat sanatı, İbn-i Mukle ve İbn-i Bevvâb gibi hattatlar elinde belli bir aşama kaydetmiş ve ana ölçüleri bakımından sistemleştirilmiştir. Ancak 13. yüzyılda yetişen Yakût el-Mustâsımî'nin bu hattatların yazılarını incelemesi sonucu geliştirdiği aklâm-ı sitte (altı çeşit yazı) ve ilk defa kamış kalemin ağzının onun tarafından eğri kesilmesi neticesinde hat sanatında yeni bir çığır açılmıştır. Aynı yüzyılın sonlarına doğru Araplar gibi sözlü edebiyat geleneği güçlü olan Türkler tarafından, Arapça ve Farsçanın da ciddî etkisiyle, sonradan adına genelde dîvân edebiyatı, özelde ise dîvân şiiri denilecek edebiyat akımının temelleri atılır.Osmanlı döneminde gelindiğinde ise hemen her alanda olduğu gibi hat sanatı ve dîvân şiirinde de zirveye ulaşılır. Yazı ve şiirin en ihtişamlı günlerini geçirdiği bu dönemden sonra hat sanatı çeşitli sıkıntılar yaşasa da günümüze ulaşabilmiş, dîvân şiiri ise edebiyatımıza yansıyan batı etkisi dolayısıyla artık kaybolmuştur.