Erişkin bireylerde diş çürüğü görülme sıklığı ve dental anksiyete düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Diş Hekimliği Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Zafer Saba

Danışman: Günseli Katırcı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu kesitsel çalışmanın amacı, Süleyman Demirel Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Kliniği' ne başvuran erişkin hastaların dental anksiyete düzeyleri ile diş çürüğü görülme sıklığı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Ayrıca, kişilerin dental anksiyete düzeyi ile sosyodemografik bilgileri, diş eti sağlığı ve restore edilen dişe ait bilgileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, muayene olmayı kabul eden 500 kişi yer aldı. Hastaların dental anksiyete düzeyi modifiye dental anksiyete skalası (MDAS) ile belirlendi. Hastaların sosyodemografik bilgileri, parafonksiyonel alışkanlıkları, diş hekimine gitme ve ağız bakımı ile ilgili bilgileri, beslenme alışkanlıklarına ait bilgileri kaydedildi. Hastaların ağız içi muayenesi, klinik ve radyolojik değerlendirme yöntemi kullanılarak bir diş hekimi tarafından yapıldı. Klinik muayenede reflektör ışığı, ayna ve sond kullanıldı. Dişlerin tüm yüzeyleri çürük varlığı açısından değerlendirildi. Hastaların ağızda kalan diş sayısı, protez kullanımı ve restore edilen diş ile ilgili bilgileri elde edilerek kaydedildi. Kişilerin çürük prevelansı, DMFT ve DMFTs indeksleri ile belirlendi. Dişeti sağlığı ve periodontal durum gingival indeks (Löe, 1967) ile saptandı. İstatistiksel analizler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Ki kare testleri, Spearman korelasyon analizi ve Bonferroni post-hoc düzeltmesi ile yapıldı. Bulgular: Muayene edilen 276 kadın ve 224 erkek bireyin yaşı 18 ile 84 arasında değişmekteydi (39.88±14.33). Çalışmada yer alan tüm bireylere ait, MDAS medyan değeri 9.00 idi. Tüm bireylere ait, DMFT ve DMFs medyan değerleri sırasıyla 10.00 ve 23.00 idi. Çalışmada dental anksiyete (MDAS) ile cinsiyet arasında anlamlı ilişki gözlendi (Ki kare testi, p 0.05). Bugünkü randevusunu erteleyen bireylerin, MDAS medyan değeri, ertemeyenlerden yüksek idi (Mann Whitney U testi, p 0.05). Bireylerin dental anksiyete düzeyi (MDAS) ile DMFT indeks skoru ve DMFs indeks skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktu (Spearman korelasyon analizi, p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada kadınların anksiyete düzeyinin erkeklerden yüksek olduğu belirlendi. Ayrıca bu çalışmada diş hekimi randevusunu erteleyen bireylerin ankisyete düzeyinin ertelemeyenlerden yüksek olduğu gözlendi. Bireylerin dental anksiyete seviyesinin belirlenmesi, kişilerin ülkemizdeki diş hekimliği hizmetlerinden faydalanma oranının arttırılması açısından önemli olabilir. Bu çalışmanın bulgularından, klinisyenlerin, dental anksiyete oranı yüksek bireyler için ayıracağı süreyi azaltmak ve etkin bir tedavi planı oluşturabilmelerini sağlayabilmek için, dental anksiyete için risk oluşturan sosyodemografik faktörlerin araştırılmasına yönelik daha fazla araştırmanın yapılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılabilir.