Mutasyon Islahı Yöntemiyle Elde Edilen Yağ Gülü (Rosa damascena Mill.) Genotiplerinde Çiçek ve Koku Özelliklerinin Belirlenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Keziban SARI
Eş Danışman: HASAN BAYDAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:2016 yılında yürütülen tez çalışmasında, petal renkleri ve petal sayıları farklı toplam 27 genotip (gama ışını uygulanmamış tohumlardan yetiştirilen 9 adet genotip, 100 Gray gama ışını uygulanmış tohumlardan yetiştirilen 9 adet mutant ve 200 Gray gama ışını uygulanmış tohumlardan yetiştirilen 9 adet mutant) materyal olarak kullanılmıştır. Kontrol olarak, yörede kültürü yapılan ve vejetatif olarak çoğaltılan Rosa damascena genotipi (İsmail Efendi-1888) olan Rd-Isparta (pembe renkli ve 30 petal yapraklı) yer almıştır.Çalışmada 27 adet yağ gülünün; ilk ve son çiçeklenme tarihleri, çiçeklenme gün sayıları, petal rengi, Minolta renk değerleri, bitki başına çiçek sayısı, çiçek başına petal sayısı, çiçek başına anter sayısı, çiçek başına stigma sayısı, pedisel-hipantiyum tüylülüğü (var/yok), çiçek çapı, çiçek ağırlığı ve petal oranı belirlenmiştir. Ayrıca bazı genotiplerin ve mutantların taze çiçeklerinde Clevenger tipi su distilasyonu yöntemi ile uçucu yağ verimi (%) tespit edilmiş, bütün genotip ve mutantların taze yağ gülü çiçeklerinin floral uçucu bileşenleri ise gaz kromatografisi/kütle spektrometresi (GC-MS) ile kombine edilmiş Tepe Boşluğu-Katı Faz Mikro Ekstraksiyon (HS-SPME) tekniği ile tespit edilmiştir. Yağ gülü genotiplerinin petal rengi beyazdan koyu pembeye kadar değişmiş, sadece pembe değil beyaz renkli olanların da tarımsal ve teknolojik özellikleri yönüyle değerlendirilebileceği ortaya konulmuştur. Genel olarak petal sayısı az olanlar (5-10 petal) daha erken, petal sayısı fazla olanlar (>25 petal) daha geç çiçeklenme eğilimi göstermiştir. Yalın katlı yağ güllerinin katmerli yağ güllerine göre ağırlıkça daha hafif, koku yoğunluğunun daha az, petal ömrünün daha kısa ve petal dökümünün daha kolay olduğu belirlenmiştir. Petal sayısı ve anter sayısı arasında ortaya çıkan önemli ve negatif ilişkinin (r = -0.85**) A, B ve C gibi MADS-box fonksiyon genlerinin homeotik fonksiyonları sonucu olabileceği anlaşılmıştır. Pedisel, hipantiyum ve sepal yaprakları tüysüz (çıplak) olan genotiplerin tüylü olanlara göre daha az kokulu, ancak gül yaprak bitine (Macrosiphum rosae) daha dayanıklı oldukları gözlenmiştir. HS-SPME ve GC-MS analizlerine göre, taze çiçeğin en önemli floral koku molekülü feniletil alkol olmasına karşın, damıtma ürünü gül yağının en önemli koku moleküllerinin sitronellol ve geraniol gibi monoterpenik alkoller (oleoptenler) ile nonadesan ve heneikosan gibi parafinik hidrokarbonlar (stearoptenler) olduğu, hem gül yağı verimi ve hem de konkret verimi bakımından kontrolü geçen genotipler bulunduğu tespit edilmiştir.