Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Emrah Kaya

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Muharrem GÜRKAYNAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tezin amacı, Latin Amerika'da yaşanan sola yönelişin tarihsel köklerini, uygulanan politikalar çerçevesinde günümüzdeki durumunu ve uluslararası politikaya olan etkisini analiz etmektir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ortaya çıkan ABD merkezli tek kutuplu yeni dünya düzeninde artık liberalizmin kesin zaferi ilan edilmişti. Artık ideolojik çatışmalar yerine kültürel ve dini çatışmaların yaşanacağı tezleri ortaya atılmaktaydı. Ancak 1998 yılında Latin Amerika'da bir sol liderin seçimleri kazanmasıyla birlikte tekrardan sol yükseliş yaşanmaya başlamıştır. Özellikle neoliberal politikalara alternatif arama çabaları sol düşünceyi tekrarda canlandırmıştır. Liberalizmin kesin zaferini aldatıcı bulan Immanuel Wallerstein, ortaya attığı modern dünya-sistem teorisi çerçevesinde Sovyetlerin dağılmasını liberalizm aleyhinde bir gelişme olarak görmektedir. Liberalizm açısından Sovyetler tehdidinin çökmesiyle beraber sol düşünce üstündeki baskılar azalmış böylelikle bu düşünce tekrar canlanabileceği bir ortam bulmuştur. Özellikle Venezuela'da iktidara gelen sosyalist Hugo Chavez'in kapitalizm ve ABD karşıtı söylemleri diğer ülkelerdeki sol gruplara tekrardan bir özgüven kazandırmıştır. Rusya ve Çin'in uluslararası politikada izledikleri stratejiler ve Latin Amerika'daki sol grupların Rusya ve Çin yanlısı politikaları artık ABD'nin tek kutuplu sistemdeki lider konumuna zarar vererek dünya siyasetinde tekrar iki kutuplu sistem oluşmasına yol açmaktadır. Anahtar Kelimeler: Latin Amerika, Venezuela, Rusya, Çin, ABD, Immanuel Wallerstein, sol, liberalizm.