Cinsiyet ve Çevresel Tutum İlişkiselliği


Creative Commons License

Negiz N., Küçük A.

World Women Studies Conference- VIII, Antalya, Türkiye, 7 - 08 Mart 2025, ss.28-39, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.28-39
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Çevre, yeryüzündeki canlıların hayatları boyunca karşılıklı etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Çevrenin korunması ve ekolojik dengenin gözetilmesi yeryüzündeki canlılık için önemli ve gereklidir. Zaman içinde tarım, sanayi ve bilişim devrimlerinin de etkisiyle, insan faaliyetlerinin çevre üzerinde yarattığı baskı artmış, bu durum doğal kaynakların aşırı kullanımına, ekosistemlerin bozulmasına ve kirlilik düzeylerinin yükselmesine neden olmuştur. Bu sebeple çevre sorunlarının doğuşu ve artışı insanlığın doğa ile kurduğu ilişkinin değişimiyle yakından ilgilidir. Çevre sorunlarının artması ve bunun yeryüzündeki yaşamı tehdit eder hale gelerek özellikle son yıllarda yoğun biçimde hissedilmesi, toplumları çevrenin korunmasıyla ilgili önlemler almaya zorlamış ve zorlamaya devam da etmektedir. Çevrenin korunması, yerel ve küresel boyutta sarf edilen çabalarla ve yürütülen çalışmalarla mümkün olmaktadır. Bu noktada çevrenin korunmasına yönelik faaliyetlerin bireylerden başlayarak genele yayılması gerekmektedir. Yani bireylerin algı, tutum ve davranışlarının çevre odaklı ve çevreye duyarlı olması ile ilişkilidir. Çünkü bir toplumun çevreye karşı duyarlı hale gelebilmesi için çevre duyarlılığının önce bireylerde gelişmesi gerekmektedir. Bireylerin geliştirdiği/geliştireceği çevresel tutumlar, belli başlı değişkenlere bağlıdır. Yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi, içinde bulunulan toplumun gelişmişlik düzeyi, ekonomik uğraşlar vb. değişkenler bireylerin çevresel tutumlarının üzerinde belirleyici rol üstelenmektedir. Burada, çalışmanın odak noktasını da oluşturacak olan cinsiyet faktörüne ayrı bir parantez açmak gerekmektedir. Kadınlar ve erkekler biyolojik olarak farklı yapıda olmalarının yanı sıra toplumun kadın ve erkeğe yüklediği roller ve yetiştirilme şekillerindeki farklılıklar sebebiyle her iki cinsiyetten bireylerin ilgi alanları, değer yargıları, tutum ve davranışları değişiklik göstermektedir. Bu çalışmanın temel sorunsalı çevresel duyarlılık konusunda da cinsiyetler arası farklılık olması beklenmektedir. Zira, kadınlar kendilerini doğayla iç içe görebilmekte ve çevrenin korunması konusunda daha hassas davranabilmektedirler. Doğa-kadın, toprak-kadın, bereket-kadın gibi eşleşmeleri gördüğümüz mitler, kutsal kaynaklar ve kuramlardan hareketle; çevresel duyarlılık ve cinsiyet arasında ilişki olup olmadığı varsa yönünün ve gücünün ne olduğunun ele alınması gereği duyulmuştur. Çalışmada kadın ve erkek katılımcıların her biri çevre konusunda duyarlı bir tutum içinde olduklarını ortaya koymuşlardır. Ancak çevresel duyarlılık ortalaması alındığında kadın katılımcıların erkeklere kıyasla bir adım daha önde oldukları ve küçük bir oranla daha duyarlı davrandıkları görülmüştür.