İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA MÜTTEFİK KONFERANSLARI VE TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ


Creative Commons License

OTAÇ T.

Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, cilt.1, ss.97-126, 2019 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 1 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2019
  • Dergi Adı: Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.97-126

Özet

İkinci Dünya Savaşının başlangıcı ile “aktif tarafsızlık” ilkesini strateji edinen Türkiye’nin bu amaç için hangi yöntemleri belirlediği ve bunları Müttefiklere karşı nasıl uyguladığı sorusu önemli bir nokta oluşturmaktadır. Savaş süresince hem Müttefik hem de Mihver Devletleri’nden sürekli baskı gören ve sıkıştırılan Türkiye, bu durumdan kararlı duruşu sayesinde kurtulmayı bilmiş, müttefikleri kendi askeri ve ekonomik durumunu gerekçe göstererek ikna etmiştir. Savaşın anahtar noktası olan konferanslar sürecinde, Türkiye ile yapılan Adana ve Kahire Konferanslarının Müttefikler açısından önemi ve Türkiye’nin burada izlediği politikanın savaş dışı kalmasını sağlaması dikkat çekicidir. Türkiye, Kahire Konferansı sonrası askeri yardım taahhüdü karşılığında, savaş sonrası düzen içinde kendine bir yer edinme amacıyla savaşa girmeyi kabul etmiştir. Yalta ve Potsdam Konferanslarında Sovyetlerin Boğazlar ve Kars-Ardahan illerine yönelik isteklerini, İngiltere ve ABD’nin desteğini alarak etkisiz hale getirmiştir. Müttefik isteklerine uygun olarak 2 Ağustos 1944’te Almanya ile tüm ilişkilerini kesmiş ve savaş sonucunun belli olduğu söylenebilecek bir tarih olan 23 Şubat 1945’te ise savaş ilan etmiştir. Bu şekilde Türkiye, Anadolu topraklarını savaşın yıkıcı etkilerinden korumayı başarmıştır. Bu çalışmada, İkinci Dünya Savaşı çerçevesinde yapılan konferanslar ve Türkiye’nin buradaki konumu ele alınmıştır. Bu dönem içerisindeki olaylarla ilgili Başbakan ve diğer yetkililerin değerlendirmeleri sunularak dış politikanın çerçevesi anlatılmaya çalışılmıştır. Bunun dışında Türk Basınının da konferanslar hakkındaki açıklamaları yer almıştır. Diğer taraftan Türkiye’nin Müttefik ve Mihver Devletleri ile yaptığı ihracat ve yardım antlaşmaları çerçevesindeki askeri malzemelere ilişkin bilgiler, birinci elden kaynaklardan yararlanılarak sunulmuştur. 

With the beginning of the Second World War, the question of how Turkey that ensured the strategy of the “active neutrality” principle determines what methods for his purpose and the question of how to apply them against the allies constitues an important point. During the War, Turkey that was pressured and forced by both Allies and Axis succeeded to escape from this with its determined stance and convinced the Allies by indicating its own military and economic situation. In the process of conferences, which are key point of the War, the importance of Adana and Cairo Conferences, which were taken part with Turkey, for the Allies and the policy of Turkey, ensuring that remain it out of the War, is remarkable. After the Cairo Conference, in return of the military aid commitment Turkey accepted to be in the War with the aim of taking a position after the war. The requests of the Soviets about the Straits and Kars-Ardahan cities in the Yalta and Potsdam Conferences were neutralized by the support of England and USA. According to the requests of Allies, it interrupted all relations with Germany on 2 August 1944 and declared war on 23 February 1945, which is a date that can be described to be certain of result of the War. In this way, it saved its own lands from the destroying effects of this. This study dealt with the Conferences that was made in the frame of the Second World War and the status of Turkey. The framework of foreign policy was tried to be explained by the way of providing the estimations of the Prime Minister and other officials about the events in this period. The statements of the Turkish press about the Conferences was included. On the other hand, some information about the military equipments in the framework of aid agreements and the exportation with the Allies and Axis States was indicated by using the primary sources.