‘ANTİK’ KENTLE YAŞAMAK: BİR MEDRESENİN GÖLGESİNDE


Creative Commons License

Hürmüzlü Kortholt B., Sönmez B.

ASSOS İnsan ve Toplum Bilimlerinde Araştırmalar Dergisi, cilt.3, sa.1, ss.1-9, 2026 (Hakemli Dergi)

Özet

Çalışma, Isparta ili Atabey ilçesi‟nde yer alan Seleukeia Sidera ve Agrae Antik Kentleri‟nin çevresinde yaşayan halkın antik kalıntılarla olan ilişkisini inceleyen bir projenin verilerinin değerlendirildiği bir ön rapor niteliğindedir. Araştırma kapsamında Atabey ilçe merkezi, Bayat köyü ve Kuleönü beldesi‟nde yaşayan 33-90 yaş aralığında 37 kişiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yerel halkın antik kalıntılara dair bakış açısı, bu kalıntılarla olan fiziksel ve kültürel teması ile bunlara yükledikleri anlamlar araştırılmaya çalışılmıştır. Özellikle devşirme malzeme kullanımı ve bu nesnelerin halk belleğindeki yeri önemli ipuçları sunmuştur. Proje sürecinde kaynak kişilere antik kentler ve kalıntılar ile çevrelerinde bulunan devşirme malzemeler üzerine düşüncelerini ve yaklaşımlarını ölçmek üzere tasarlanmış 17 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Sorular kaynak kişilerin sosyo-kültürel yapılarını ölçmek üzere tasarlanmış kişisel soruların yanı sıra, yakın çevrelerinde bulunan antik kalıntılarla çocukluklarından itibaren süregelen ilişkilerini anlamak amacıyla tasarlanmıştır. Son sorular ise yakın çevrelerinde bulunan devşirme malzemeler konusundaki farkındalıklarını ve bu kalıntıları nasıl anlamlandırdıklarını ölçmeyi amaçlar.

Ertokuş Medresesi „antika‟ taşlarının yerel halk tarafından anlamlandırılması bakımından ilk kez bu çalışmada ele alınmıştır. Ertokuş Medresesi, Türkiye Selçuklu mimarisinin bölgedeki nadir örneklerinden biridir. Medrese, plan özellikleri ve süsleme unsurlarıyla dikdörtgen planlı yapı şeklinde olup doğu-batı yönünde inşa edilerek kapalı tip medreseler grubuna girmektedir. Yapı, Atabey ilçesi‟nin bugün hâlâ taşıdığı tarihî ve kültürel mirasın merkezinde yer almakta ve bölgedeki halkın belleğinde de önemli bir yer tutmaktadır. Yapının duvarları, yakın çevrede yer alan Seleukeia Sidera ya da Agrae Antik Kenti‟nden taşınan devşirme malzeme kullanılarak inşa edilmiş olmalıdır. Antik Dönem taşlarının devşirme malzeme olarak kullanıldığı bu medresenin halkın gözünde ve kent kültürel belleğinde kutsal bir anlam taşıdığı anlaşılmaktadır. Medreseye dair anlatılan efsaneler, halkın kalıntılar ile olan ilişkisini çeşitli efsaneler ile anlamlandırma çabası olarak değerlendirilmektedir. Elde edilen verilere göre, yerel halkın kültürel miras ile olan ilişkisinin yüzeysel farkındalığın ötesinde olduğunu ve kalıntıların, günlük yaşamla gelenek-görenekler ile bütünleşerek yeni anlamlar kazandığını ortaya koymaktadır2.