Osmanlı Dönemi Fal Geleneği ve Falnameler


Bektaşoğlu H.

Arkeo Duvar, Nuray Pehlivan, Editör, And Kartpostal ve Yayınları, İstanbul, ss.65-72, 2023

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2023
  • Yayınevi: And Kartpostal ve Yayınları
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.65-72
  • Editörler: Nuray Pehlivan, Editör
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Fal, insanın geleceği öğrenme ve bilinmeyene ilişkin işaretleri yorumlama arzusuna dayanan, kökenleri eski uygarlıklara kadar uzanan bir uygulamadır. Mezopotamya ve Hititler gibi toplumlarda doğa olayları, hayvan davranışları ve iç organlar üzerinden çeşitli kehanet yöntemleri geliştirilirken, Türk kültüründe de İslamiyet öncesinden itibaren kuşların uçuşu, ateş, su, gökyüzü ve farklı doğal unsurlar üzerinden geleceğe yönelik yorumlar yapılmıştır. İslamiyet’in kabulüyle birlikte gaybın yalnızca Allah tarafından bilinebileceği anlayışı nedeniyle kehanet ve fal uygulamaları dinî açıdan sınırlandırılmış; buna karşılık geleceği kesin biçimde öğrenmekten ziyade bir durumu hayra yorma anlamındaki “tefe’ül” geleneği varlığını sürdürmüştür.

Osmanlı kültüründe fal geleneğinin önemli bir bölümünü “falnâme” adı verilen eserler oluşturmaktadır. Arapça, Farsça veya Türkçe hazırlanabilen bu eserlerde falın nasıl bakılacağı açıklanmış; özellikle Kur’an falnamelerinde harfler ve ayetler belirli anlamlarla ilişkilendirilmiştir. Kur’an’ın son sayfalarına eklenen cetveller yardımıyla rastgele açılan sayfadaki harf ve ayetlerden geleceğe yönelik olumlu veya olumsuz yorumlar çıkarılmıştır. Kura falnamelerinde ise rakam ve harflerden oluşan tablolar ile zar gibi araçlar kullanılmış; elde edilen sonuçlar yıldızlar, hayvanlar, bitkiler ve peygamberlerle ilişkilendirilerek yorumlanmıştır.

Fal ve tefe’ül uygulamalarının saray çevresinde de karşılık bulduğu görülmektedir. Molla Hüsrev’in II. Mehmed için Kur’an’dan tefe’ül açarak onun yakın zamanda hükümdar olacağını müjdelediğinin aktarılması bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. Ayrıca Fatih Sultan Mehmed adına Câm-ı Suhan-gû ve Falnâme gibi eserlerin hazırlanması, fal kültürünün Osmanlı entelektüel ve saray çevrelerinde de belirli bir karşılığının bulunduğunu göstermektedir. III. Murad ve III. Mehmed dönemlerine sunulan Raznâme gibi eserler de fal geleneğinin yazılı kültür içindeki sürekliliğine işaret etmektedir.

Fal uygulamalarının yalnızca saray çevresiyle sınırlı kalmadığı, Osmanlı gündelik hayatında da yaygın biçimde sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi’nin aktardığı “Falcıyân-ı Musavvirân” adı verilen esnaf grubu, resimlerden hareketle fal yorumlayan kişilerin bir meslek grubu hâline geldiğini göstermektedir. Bu kişiler, peygamberler, hükümdarlar, savaşlar ve çeşitli kahramanlık öykülerine ait tasvirleri kullanarak seçilen resmin anlamına göre fal yorumu yapmışlardır. Böylece resim, edebî anlatı ve fal pratiği arasında doğrudan bir ilişki kurulmuştur.

Osmanlı kitap sanatları açısından en dikkat çekici örnekleri ise resimli falnameler oluşturmaktadır. Özellikle XVI. yüzyılın sonlarından itibaren hazırlanan bu eserlerde peygamberler, Şii imamlar, burçlar, gezegenler, melekler, kıyamet, cennet ve cehennem gibi dinî ve kozmolojik temaların yanı sıra doğaüstü varlıklar, tarihî ve edebî kahramanlar ile çeşitli hayvan tasvirleri kullanılmıştır. III. Murad döneminde hazırlanan astroloji ve fal kitapları ile Kalender Paşa’nın Sultan I. Ahmed’e sunduğu resimli Falnâme, bu geleneğin Osmanlı resim sanatındaki önemli örnekleri arasındadır. Tasvirler yalnızca süsleme amacı taşımamış, her sahne kendisine yüklenen ikonografik anlam doğrultusunda falın olumlu veya olumsuz biçimde yorumlanmasına hizmet etmiştir.

Sonuç olarak falnameler, Osmanlı toplumunda geleceğe ilişkin merakın dinî, edebî ve görsel kültürle nasıl bütünleştiğini ortaya koyan önemli kaynaklardır. Fal geleneğinin saray çevresinden gündelik yaşama kadar geniş bir alana yayılması; yazılı metin, resim ve sembollerin birlikte yorumlanması, bu eserleri yalnızca kehanet kültürü açısından değil, Osmanlı sosyal hayatı ve resim sanatının ikonografik repertuvarı bakımından da önemli hâle getirmektedir. Geleneksel fal yöntemleri biçim değiştirerek günümüzde de popüler kültür içerisinde varlığını sürdürmektedir.