Peşe A. M., Ertaş İ.
THE JOURNAL OF ISLAMIC LAW RESEARCH, sa.47, ss.299-331, 2026 (Hakemli Dergi)
Özet
Bu çalışmada akdin konusunun muayyen olma şartı ve bu şart açısından elektronik ticarette ortaya çıkan temel sorunlar ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, elektronik ticaretteki akid türlerinin Hanefî hukuk düşüncesinde hangi akidlere denk düştüğünü doğru bir şekilde tespit etmektir. Elektronik ticaret sitelerinde stokta olmayan ya da stokta olmasına rağmen tayin edilmemiş ürünlerin satışı bu meseleye bağlı olarak ortaya çıkan sorunların başında gelmektedir. Stokta olmayan ürünlerin satışı, satıcı ile mal sahibi arasında vekâlet ilişkisi bulunup bulunmamasına göre değerlendirilmelidir. Eğer satıcı mal sahibinin vekîli ise stoksuz satışlarda herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Ancak eğer satıcı mal sahibinin vekîli değilse, bu takdirde yapılan sözleşmenin dar anlamda bir satım akdi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Çünkü Hanefî hukuk düşüncesinde satım akdine konu edilen malın tayin edilmesi şarttır. Bu sebeple akdin ya selem ya da istisnâ’ akdi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Ne var ki, selem akdinde aranan bazı şartların yerine getirilememesi nedeniyle stoksuz satışların selem akdi kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir. Hanefî hukuk düşüncesinde şartları en esnek olan akid istisnâ’ akdidir. Bu nedenle stoksuz satışların bazı istisnâi haller dışında istisnâ’ akdi kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Satıcının stoğunda bulunmasına rağmen akid sırasında tayin edilmeyen ürünlerin satışı, akde konu malın kıyemî ya da mislî olmasına göre değerlendirilir. Mislî malların ferden tayin edilmeleri gerekli olmayıp küme olarak tayin edilmeleri yeterlidir. Ancak kıyemî malların mutlaka ferden muayyen hale getirilmeleri gerekir. Ne var ki, günümüzde kıyemî malların elektronik ticaret yoluyla satımı neredeyse yoktur. Klasik fıkıh literatüründe kıyemî olduğu belirtilen bazı malların elektronik ticarete konu edilmesi, onların günümüzde örfen mislî hükmünde görülmeleri nedeniyledir. Son olarak internet ve mobil bankacılık aracılığıyla yapılan altın ticareti, akde konu edilen malın muayyen hale gelmesi şartının tam olarak yerine getirilemediği akidlerden biridir. Hanefî hukuk düşüncesine göre sarf akdinde bedellerin karşılıklı olarak akid meclisinde kabzedilerek muayyen hale dönüşmesi gerekirken, altın hesapları aracılığıyla yapılan altın ticaretinde akde konu altınların akid meclisinde muayyen hale dönüştüklerini söylemek mümkün gözükmemektedir.