Antifriz Proteinler ve Dondurulmuş Unlu Mamullerde Kullanımı


Ulutürk Ş., Gül H.

Gıda Bilimi ve Gastronomi-I, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Hayıt, Editör, İksad Yayınevi, Ankara, ss.75-113, 2023

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2023
  • Yayınevi: İksad Yayınevi
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Sayfa Sayıları: ss.75-113
  • Editörler: Dr. Öğr. Üyesi Fatma Hayıt, Editör
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Gıdaların muhafazasında kurutma ve soğutma gibi yaygın kullanılan uygulamalardan birisi olan dondurarak muhafaza teknolojisi etkili bir gıda koruma yöntemi olarak yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ancak geleneksel dondurma teknolojileri, dondurulmuş ürünlerde su kaybı, büzülme, doku bozulması, renk değişiklikleri, besin kaybı gibi kalite kusurlarına neden olabilmektedir. Genel olarak dondurulmuş gıdaların kalitesi, dondurma sırasında oluşan buz kristallerinin boyutuna ve dağılımına bağlıdır (Tian vd., 2020; Hu vd., 2022). Eğer dondurma işlemi uygun koşullar altında yapılmazsa buz kristalleri hızla çoğalabilir (çekirdeklenme) veya büyüyebilir (yeniden kristalleşme) (Chen vd., 2021). Büyük yapıda buz kristallerinin meydana gelmesi gıdanın yapısında lipid oksidasyonunu, protein denatürasyonunu ve enzim aktivasyonununun başlamasına yol açar (Nian vd., 2020). Aynı zamanda hücre duvarında yapısal hasara neden olur (Dalvi-İsfahan vd., 2019). Dondurulmuş unlu mamullerde buz kristallerinin sayısı ve boyutuyla orantılı olarak gluten yapısında hasar oluşur ve bu hasar çözülme sırasında ürünlerin duyusal, fiziksel, tekstürel ve besinsel özelliklerini olumsuz yönde etkiler (Zhang vd., 2020). Bu nedenle, dondurma işleminin verimliliğinin ve dondurulmuş gıdaların niteliklerinin iyileştirilmesine yönelik araştırmalar giderek daha fazla ilgi çekmeye başlamıştır. Yüksek basınçlı işleme, mikrodalga, ultrason destekli dondurma, canlı hücre sistemli dondurma teknolojileri, darbeli elektrik alan, darbeli ışık, ultraviyole radyasyon, iyonlaştırıcı radyasyon, termal olmayan (soğuk) plazma, ozon uygulaması, ozmotik dehidrasyon gibi uygulamalar yenı̇ sı̇nerjı̇k dondurma yöntem ve teknolojı̇lerine örnek olarak verilebilir (Chacha vd., 2021; Hu vd., 2022). Dondurma teknolojisindeki ortaya çıkan bu yenilikçi yaklaşımlar -bazı dezavantajları olmakla birlikte- tüketicilerin ve pazarın beklentilerini karşılayacak yüksek kalitede dondurulmuş ürünler üretilmesine imkân sağlamaktadır. Bu yaklaşımlar arasında yer alan çözümlerden bir tanesi de antifiriz protein (AFP)’lerdir (Zhang vd., 2007; Qiu vd., 2013). Dondurularak üretilmiş ürünlerde, dondurulma işlemi esnasında gıdanın yapısında oluşabilecek zararlar AFP kullanılmasıyla en az seviyeye düşürülebilir. AFP’ler gıda katkı maddesi olarak doğal, güvenli ve etkili bir alternatiftirler (Kashyap vd., 2020). Gıdalarda soğutma sırasında, muhafaza amaçlı kullanımda, ürünün dondurulması, saklanması, taşınması ve çözündürülmesinde oldukça önemli bir yere sahip yapılardır (Tejo vd., 2020). Yeniden kristallenmeyi geciktirerek (özellikle çiğ ürünlerde daha belirgin) doku ve uçucu bileşenlerin kaybını önlemeye yardımcı olurlar (Kashyap vd., 2020). Aynı zamanda protein denatürasyonunu, hücre hasarını, su tutma kapasitesini azaltır veya önlerler (Cai vd., 2020). Bunların yanı sıra AFP’ler gıdanın organoleptik özelliklerini korurlar, soğutulmuş ve dondurulmuş ürünlerin raf ömrünün uzatılmasına katkı sağlarlar (Xiang vd., 2020). AFP’ler gıdalarda depolama süresince büyük kristallerin meydana gelmesine engel oldukları için bu özellikle dondurulmuş hamur, dondurulmuş süt ürünleri ya da dondurma, balık, et gibi gıdalar üzerine çalışmalar yapılmıştır (Üstün ve Turhan, 2015). AFP’lerin ete uygulanmasına ilişkin bildirilen ilk çalışma Dissostichus mawsoniden elde edilen AFGP’lerin dondurulmuş sığır etine ilave edilmesidir. Çalışmanın sonucunda sığır etindeki buz kristal boyutunun önemli ölçüde azaldığı bildirilmiştir (Payne vd., 1994). Kuzular için de aynı antifriz kaynağı ve oranı kullanıldığında çözülme sırasında kristal boyutu ve damlama kaybının azaldığı tespit edilmiştir (Payne ve Young, 1995). Balıklarda kullanımla ilgili olarak Clupea harengus’dan elde edilen AFP’lerin çipuradaki miyofibriler proteinlerin viskoelastisitesini ve yapısal kararlılığını iyileştirdiği, mekanik hasarı, yeniden kristallenmeyi ve oksidasyonu önlediği tespit edilmiştir (Cai vd., 2020). Kışlık buğday çimi ekstraktından elde edilen buz yapılandırıcı proteinlerin dondurmada buzun yeniden kristalleşme oranını azalttığı (Regand ve Goff 2006), farklı kaynaklardan elde edilen (balık, kış çavdarı ve E. coli) AFP’lerin dondurmanın daha yumuşak yapıda olmasını sağladığı ve dondurmada oluşan buz agregatlarının büyüklüğünü azalttığı da bildirilmiştir (Kaleda vd., 2018). AFP’ler ilk defa Antarktika’da yaşayan bir balık türü olan Notothenioid’lerde bulunmuştur. Günümüzde bu proteinler gıda, tıp ve endüstri dallarında kullanılmaya başlanmış ve her geçen gün önemi daha da artmıştır (Crevel vd., 2002). Antifriz moleküllerinin yapıları glikopeptid yapılardır. Bileşiklerin molekül ağırlıklarının artışıyla doğru orantılı olarak, gösterdikleri antifriz etkileri de artar (Sidell, 2000). Yapılarında bulunan polipeptid grubu bileşikler sıfır derecenin altındaki ortamlarda canlı kalmalarını ve osmotik plazma basıncında artışa neden olmaksızın deniz suyunun donma noktasının altındaki sıcaklık değerlerinde balık kanının sıcaklığını muhafaza ederek canlılıklarını sürdürmelerine imkân verirler (Lioua vd., 2000). Günümüze kadar yapılan araştırmalarda; buğday kepeğinden (Zhao vd., 2022), tatlı su balığı olan Ctenopharyngodon idella’nın pullarından (Dang vd., 2022), sazan balığından (Du vd., 2021), Morina balığından (Li vd., 2021), sığır kemiği kolajen hidrolizatlarından (Cao vd., 2020), Tenebrio molitordan (Song vd., 2019), Pseudomonas, Plantibacter ve Sphingomonas’tan (Munoz vd., 2017), Epinephelus coioides’tan (Liu vd., 2018), Hypophthalmichthys molitrix‘in kaslarından (Cui vd., 2021), yulaftan (Zhang vd., 2020), arpadan (Ding vd., 2020), soğuğa dayanıklı buğdaydan (Wang vd., 2021a), çiçekli bir bitki türü olan Drimys angustifolia’tan (Provesi vd., 2019), havuçtan (Liu vd., 2018), arpadan (Zhang vd., 2020) domuz derisi kolajeninden (Chen vd., 2017) ve Hypophthalmichthys molitrix’ten (Wang vd., 2021b) AFP elde edilmiştir. Bitkilerden elde edilen AFP böceklerde ve balıklarda bulunanlarla kıyaslandığında daha zayıf termal histerizis aktivitesine sahiptir. Bu proteinlerin asıl işlevi buz oluşumunu önlemekten ziyade buzun yeniden kristalleşmesini önlemektir. Aynı zamanda patogenez ilişkili proteinler olmalarından dolayı balık ve böceklerdeki AFP’den ayrılırlar. Bu tip AFP’ler antifungal aktiviteye de sahiptirler ve bitkiyi psikrofilik patojenlere karşı korurlar (Griffith ve Yaish, 2004). Bu bölümde sıfır derecenin altındaki sıcaklıklarda organizmayı çevre koşullarına karşı koruma ve buz kristal yapılarının büyüklüğünü ve şeklini yeniden düzenleme gibi özel kabiliyeti olan ve bu yeteneklerinden dolayı soğukta depolama esnasında gıdalarda oluşan mekaniksel, duyusal ve yapısal zararları engellediği aynı zamanda ürünün raf ömrünü uzattığı bilinen AFP’lerin yapısı ve sınıflandırılması, özellikleri, buz kristallerine bağlanma mekanizmaları ve dondurulmuş tahıl ürünlerinde kullanımları hakkında bilgi verilmiştir.