Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Ayrımcılık Yasağı


Creative Commons License

Dost S.

Yetkin, Ankara, 2024

  • Yayın Türü: Kitap / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2024
  • Yayınevi: Yetkin
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışmaya eşitlik ile ayrımcılık arasındaki ilginç bir ilişkiye değinerek başlamak istiyorum. İnsan hem bir taraftan kendisine yapılan muamelelerde (haksız bir muamele veya ceza dahi olsa) eşitliği isterken diğer taraftan kendisine farklı ve özel davranılmasını ister. Bu iki zıt isteğin mücadelesi eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı tarihini oluşturmaktadır. Bu mücadele, diğer alanlarda olduğu gibi hukuk alanında da kendisini göstermektedir.

İşbu Çalışma’nın 1. Bölümünde eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı kavramı, teorik çerçevede ele alınmaktadır. 2. Bölümde Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde kabul edilmiş insan hakları düzenlemeleri çerçevesinde ayrımcılık yasağı incelenmektedir. 3. Bölümde ise ayrımcılık yasağı, Avrupa Konseyi bünyesinde yapılmış olan temel bazı insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde inceleme konusu yapılmaktadır.

Çalışma’nın 1. Bölümünde eşitlik, ayrımcılık yasağı, ırkçılık ve apartheid kavramları ele alınmaktadır. Eşitlik, son derece zorlu, karmaşık ve dinamik bir kavramdır. İlk bakışta, makul, mantıklı ve olması gereken bir ideal gibi görünen bu kavramın, daha ayrıntılı ele alındıkça üzerinde düşünülmesi gereken unsurlar içerdiği görülmektedir. Çalışma’da bu kapsamda eşitliğin, liberal (şekli) eşitlik, fırsat eşitliği, sonuç eşitliği ve dönüştürücü eşitlik gibi türleri ele alınmaktadır. Mutlak eşitliğe dair fikirlerin ileri sürülmeye başlamasından önce, insanlık tarihinde genellikle eşitlikle ilgili bir sorun olduğu düşünülmemiştir. Köleler, kast sistemine tabi olanlar, engelliler, kadınlar, çocuklar, azınlıklar, farklı özelliklere sahip kişiler veya gruplar, yaşadıkları eşitsizliğe fikir olarak itiraz etseler de bu fiili durumu kabullenmek zorunda kalmışlardır. Farklı anlamlarla da olsa eşitliği öngören din veya fikirler sınırlı konu ve kapsamda ve belirli bölgelerde etkisini göstermişse de, insanlığın genelinde eşitlik düşüncesi hakim olamamıştır. Mutlak eşitlik düşüncesinin ileri sürülmesiyle birlikte toplumsal bir çalkantı oluşmuş, bireyler ve gruplar arasında çatışmalar çıkmıştır. Ancak ne yaman çelişkidir ki mutlak eşitliği savunan ideolojiler ve sistemler bile, kendilerini ayrı bir yere koymuşlardır. Yaşanan tartışmalar sonucunda hukuk alanında eşitlik kavramının içeriği, zaman içinde kanunlar önünde eşitlik ve kanunun eşit korumasına dönüşmüştür.

Ayrımcılık yasağı kavramı ise, eşitlik kavramı üzerindeki tartışmalarla gelişmiş, fiili gerçeklerle uyuşan ve daha ayakları yeren bir ilkedir. Eşitlik kavramına farklı anlamlar yüklenmesi sebebiyle “eşitlik” kavramı üzerinde evrensel bir uzlaşma sağlanamamıştır. Bu nedenle eşitliğin içeriği ile ilgili kısır tartışmaların yerine, hangi farklı muamelelerin ayrımcılık teşkil ettiğini ele almak, daha makul ve mantıklı gözükmektedir. Bu kapsamda Çalışma’da, doğrudan, dolaylı, bireysel, kurumsal ve gündelik ayrımcılık halleri ele alınmıştır.

Irkçılık genel olarak, birey veya topluluğun, kendisine atfettiği ve üstün ve değerli olduğuna inandığı özellikler sebebiyle, diğer birey ve topluluklardan üstün görmesi, diğer birey ve toplulukları aşağı görmesi ve buna dayanarak hak iddia etmesidir. Bu kapsamda işbu Çalışma’da biyolojik, kültürel, açık, gizli ve kurumsal ırkçılık türleri ele alınmaktadır. Apartheid ise, bir ırk grubunun diğer herhangi bir ırk grubu üzerinde hakimiyet kurma ve bunları sistematik olarak baskı altına alma amacıyla işlenen insanlık dışı fiillerdir. Çalışma’da bu konu ile ilgili 1973 tarihli Apartheid Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme ve uygulaması incelenmiştir.

Özellikle 20. yüzyılda insan hakları alanındaki gelişmelerle yapılan evrensel ve bölgesel nitelikteki insan hakları sözleşmeleri ve bu sözleşmeler ile kurulan denetim mekanizmaları, işbu eşitsizlikleri ve ayrımcılık hallerini ortadan kaldırma amacını taşımışlardır. Bu Çalışma’da ayrımcılık yasağı kapsamında insan hakları alanında yapılan bu sözleşmeler iki grupta ele alınmıştır. İlki Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde yapılan sözleşmeler ve kurduğu denetim mekanizmaları, diğeri ise Avrupa Konseyi bünyesinde yapılan sözleşmeler ve kurduğu denetim mekanizmalarıdır.

İşte Çalışma’nın 2. Bölümü’nde Birleşmiş Milletler Örgütü (BMÖ) bünyesinde kabul edilmiş insan hakları düzenlemeleri çerçevesinde ayrımcılık yasağı ele alınmıştır. Bu Bölüm’de, hem Sözleşme’nin ayrımcılık yasağı ile ilgili hükümleri hem de Sözleşme ile kurulmuş denetim mekanizmalarının verdiği kararlar, yorumlar ve tavsiyeler bağlamında, ayrımcılık yasağının kapsam ve sınırları incelenmiştir. Bu kapsamda İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Engelli Hakları Sözleşmesi, 111 No’lu Ayrımcılık (İş ve Meslek) Sözleşmesi ve Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme, ayrımcılık yasağı kapsamında ele alınmıştır. Bu inceleme hem Sözleşme’nin lafzi hükmü hem de Sözleşmelerin kurduğu denetim mekanizmalarının kararları, yorumları ve tavsiyeleri bağlamında yapılmıştır.

Çalışma’nın 3. Bölümü’nde ise ayrımcılık yasağı, Avrupa Konseyi bünyesinde yapılmış olan temel bazı insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı (ASŞ) ve Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi inceleme konusu yapılmıştır. Kurduğu yargısal denetim sistemi sayesinde insan hakları alanında önemli gelişmelere öncü olan AİHS ve AİHM kararları, ayrımcılık yasağı bağlamında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.