Hidro - Meteorolojik Karakterli Afet Riski Bulunan Alanlardaki Mevcut Mekânsal Planlama Kararları: Serik (Antalya) Örneği


Creative Commons License

Gökce D., Pancar Z. B.

JOURNAL OF GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES OF MEHMET AKIF ERSOY UNIVERSITY, cilt.13, sa.2, ss.229-245, 2022 (Hakemli Dergi)

Özet

Kentler, iklim değişikliğine yol açan mekânsal planlama kararları yanı sıra iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle baş etme kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle kırılgan yapıdadır. Bu yüzden coğrafi ve iklimsel özelliklerine bağlı olarak her kent farklı tür ve düzeyde afetlerle karşı karşıyadır. Mevcut planlama ve kentleşme pratiğine dayalı oluşan yoğun ve az boşluklu yapılaşmalar, geçirimsiz yüzeyler, drenaj sistemlerindeki yetersizlikler vb. kentlerde, hidro-meteorolojik karakterli sel ve taşkın afeti riskini artırmaktadır. Meteorolojik Afetler Değerlendirme Raporuna (2020) göre, dünya genelini %44 oranla, ülkemizi %30 oranla en fazla etkileyen afet sel ve taşkınlardır. Ayrıca bu afetlerin en fazla görüldüğü illerden biri Antalya’dır. Antalya’nın Serik İlçesi ise coğrafi ve iklimsel özellikleri, nehir yatakları, dezavantajlı nüfusu, turizme dayalı gelişimi, geçirimli yüzeylerin azlığı, altyapı kapasitesi vb. nedeniyle sel ve taşkın risklerine karşı kırılgandır. Bu kapsamda çalışmada, sel ve taşkın tehlikesi altında bulunan Serik yerleşiminin, bir afet sırasında zarar görecek riskli bölgeleri ve risk düzeyleri analiz edilmiştir. Daha sonra analiz haritaları Serik İlçesi’nin, 1/25.000 ölçekli nazım imar planıyla çakıştırılarak, riskli bölgelerde alınan mekânsal plan kararları değerlendirilmiştir. Buna göre, planda özellikle mevcut konut alanı, konut gelişme alanı, ticaret-turizm-konut alanı, toplu işyeri, arkeolojik sit alanı ve tarım alanı kullanımlarının yoğunlaştığı “çok yüksek riskli” ve “yüksek riskli” alanların yerleşimin en kırılgan bölgeleri olduğu tespit edilmiştir.

Cities are vulnerable due to spatial planning decisions that lead to climate change, as well as inadequacies in the capacity to cope with the negative effects of climate change. Therefore, each city is faced with different types and levels of disasters, depending on its geographical and climatic characteristics. Dense and less spaced settlements based on current planning and urbanization practices, impermeable surfaces, inadequacies in drainage systems increase the risk of flood and overflow disasters with hydro-meteorological character in cities. According to the Meteorological Disasters Evaluation Report (2020), the disasters that most affect the world at a rate of 44% and our country with a rate of 30% are floods and overflows. In addition, Antalya is one of the provinces where these disasters are seen the most. Serik district of Antalya, on the other hand, is vulnerable to flood and overflow risks due to its geographical and climatic features, river beds, disadvantaged population, tourism-based development, scarcity of permeable surfaces, and infrastructure capacity. In this context, the risky areas and risk levels of the Serik settlement, which is under the threat of flood and overflow, that will be damaged during a disaster have been analyzed. Then, the spatial plan decisions taken in the risky areas were evaluated by overlapping the analysis maps with the 1/25.000 scale master development plan of Serik district. Accordingly, in the plan, it has been determined that “very high risk” and “high risk” areas where the use of existing housing area, housing development area, trade-tourism-housing area, collective workplace, archaeological site and agricultural land are concentrated are the most vulnerable areas of the settlement.