ÇAĞDAŞ TÜRK SANATINDA ORYANTALIZM ELEŞTIRISI
ULUSLARARASI XIX. ORTAÇAĞ VE TÜRK DÖNEMİ KAZILARI VE SANAT TARİHİ ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU CBU, Manisa, Türkiye, 21 - 24 Ekim 2015, ss.555-584, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Manisa
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.555-584
- Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
|
İlk olarak İskender‘in
fetihleri sonucunda doğmuş olan Oryantalizm ya da Doğu Bilimi kavramı doğu
toplumlarına dışardan bakan bir göz ve mantığın doğunun kültürünü, sanatını,
yaşayışını etüt etmesi esasına dayanmaktadır. Bu etüdün temelinde ise batılı
bakışın, kendi yaşayış, kültür ve inancıyla şekillenen yargıları yer alır.
Rönesansla beraber gelişen batı sömürgeciliği bu dönemden itibaren sanat
yapıtlarında doğuluyu ve kendinden olmayanı „öteki“ olarak betimlemeye,
teşhir etmeye başlamıştır. 19.yy’da hem Osmanlı İmparatorluğu’nun kan
kaybetmesi, eski Osmanlı topraklarının
batılı ülkelerin sömürgeleri ya da „arka bahçeleri“ haline gelmesi hem de
Victoria dönemi yeni sömürgelerinin doğumu sonucunda batı edebiyat ve
sanatında bu „öteki“ne dair, kaynaklarını gerçeklerden ziyade fantazyalardan
alan bir popüler kültür baş göstermiştir. Bu popüler kültürün yarattığı ve
dayattığı bir takım önyargılar kısa sürede doğuya, doğulu insana ve yaşayışa
dair kalıplaşmış dogmalar halini almıştır. Bu dogmalar iki başlık altında
incelenebilir: Bunlardan birincisi, doğulu insanın gündelik yaşam kültürü
temelinde bilimde, hukukta, sanatta, ticarette, hatta gündelik yaşamın
idamesinde batılı medeniyet ışığının yön göstermesine muhtaç olduğu
propagandasıdır. Ikincisi ise Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Arap toplumlarının
harem geleneğinden temellenen, ancak harem hayatının asli ve tarihsel
bağlamından ziyade kurgulanmış bir fantazyadan dayanak alan, doğuluların
doyumsuz bir cinsel açlıkları, sapkın, sınır tanımayan bir cinsel yaşamları
olduğu yargısıdır. Bu iki dogma günümüzde halen batı toplumlarında gündelik
yaşamda olduğu kadar sanatta da her ulus ve sınıftan insanda kendini
gösterebilmektedir. Bu dogmaları bu denli inandırıcı ve güçlü yapan en önemli
etmenlerden birisi de batı dünyası tarafından kabul görme arzusuyla ya da
kendi yerel, ulusal değerlerinin terbiyesinden ziyade batılı değer
yargılarının „terbiyesinden geçmiş“ kültür ve sanat insanlarının
öz-oryantalist yaklaşımlarıdır. Türk sanatında, edebiyat ve görsel
sanatlarda 19. yy’dan itibaren kendini gösteren bu yaklaşımın 1980 sonrası
Türk sanatında hangi biçimlerde tezahür ettiği 2014 yılında düzenlenen Uluslararası
18. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu’nda sunulmuş olan “Çağdaş Türk Sanatında Öz-Oryantalist
Yaklaşımlar“ başlıklı bildiri yoluyla tartışılmıştır. Bununla beraber bir
yandan batılı sanatçılar bir yandan da Türk sanatçılar tarafından kalıplaşmış
üslup ve simgelerle sunulan bu oryantalist bakış açısı, çağdaş Türk sanatında
bu yaklaşımın bir karşı-savının, karşı hareketinin doğmasına da neden
olmuştur. Bu tavır 1970’li yıllardan itibaren Türk sanatçılar tarafından bir
karşı çıkış ve eleştiri olarak performans, yerleştirme, video gibi çağdaş
sanat yöntemleri ile ifade edilmeye başlanmıştır. Çoğunlukla kadın sanatçılar
tarafından feminist söylemler temelinde kurgulanan bu eserler ağırlıklı
olarak oryantalist yargıların doğulu kadına bakışının eleştirisine
yoğunlaşmaktadır. Bu eserlerin bir diğer çarpıcı özelliği oryantalizmin
kalıplaşmış görsel simgelerinin yerleşik-alışılagelmiş bağlamlarından
çıkarılarak bir karşı eleştiri, ters yüz etme aracına dönüştürülmesidir. Oryantalizmin
nesnesi olan ve bu dogmalara, önyargılara en çok maruz kalan kültürlerden
birinin sanatçılarının bu yaklaşımları aynı zamanda oryantalizmi, arka
planını ve getirilerini bir yeniden okuma girişimi olarak da
değerlendirilebilir.
Bu bağlamda bu bildirinin amacı çeşitli Türk çağdaş sanatçılarının,
hem batılı egemen oryantalist dogmaların ve kalıp yargıların hem de
öz-oryantalist yaklaşımların eleştirisini nasıl ortaya koyduklarını, üzerinde
ilgili tartışmaların yapılacağı örnek yapıtları kanalıyla göstermek;
böylelikle çağdaş Türk sanatında oryantalizm tartışmasını meselenin karşı
kutbunu da ortaya koyarak bütünlüğe kavuşturmaktır.
|