TERMAL OLMAYAN TEKNOLOJİLERDEN SOĞUK PLAZMA VE YÜKSEK HİDROSTATİK BASINCIN GIDA VE TAHIL SEKTÖRÜNDE KULLANIMI


Ulutürk Ş., Gül H.

BİTKİSEL ÜRÜNLERİN GIDALARDA KULLANIMI, Asst. Prof. Dr. Fadime SEYREKOĞLU,Asst. Prof. Dr. Sultan ACUN, Editör, Livre de Lyon, Lyon, ss.163-204, 2023

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Diğer
  • Basım Tarihi: 2023
  • Yayınevi: Livre de Lyon
  • Basıldığı Şehir: Lyon
  • Sayfa Sayıları: ss.163-204
  • Editörler: Asst. Prof. Dr. Fadime SEYREKOĞLU,Asst. Prof. Dr. Sultan ACUN, Editör
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Tahıllar insanlık tarihi süresince beslenme açısından önemli olan gıdalar arasında yer almıştır. Tahıllar içerisinde ise buğday dünya çapında yetiştirilen ve tüketilen temel bir gıda ürünüdür. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2021 yılında dünya buğday üretimi yaklaşık 771 milyon ton’dur (FAO, 2023). Türkiye’de ise 2022 yılında toplam yaklaşık 38.7 milyon ton olarak gerçekleşen tahıl üretiminin 19.8 milyon tonunu buğday oluşturmuştur (TUİK, 2023). Buğdayın ekmek, makarna, bisküvi, kek, bulgur, erişte, kahvaltılık tahıllar ve diğer unlu mamullerin üretimi gibi çok geniş bir alanda kullanımı söz konusudur. Ancak iklim değişiklikleri ile ilgili çevresel faktörlere (Ben Mariem ve ark., 2021) ek olarak yetersiz ya da uygun olmayan yetiştirme uygulamaları ve depolama koşulları, zayıf altyapı, çeşitli tarla ve depo zararlıları, uygun olmayan ilaçlama kullanımı ya da az gelişmiş ıslah programları gibi pek çok faktör nedeniyle istenen kalitede un elde etme ve yüksek kaliteli ürünler sağlama konusunda kısıtlamalar ile karşılaşılmaktadır (Hassan ve ark., 2021). Bu durum karşısında da buğday, un ve son ürün kalitesini arttırmak ve iyileştirmek amacıyla bazı kimyasal katkı maddeleri (Joye ve ark., 2009), oksitleyici ajanlar, hamur yumuşatıcı maddeler ve ağartma maddeleri kullanılmaktadır. Ancak kimyasal katkı maddelerinin birçok sağlık sorununa yol açmaları nedeniyle günümüzde tüketiciler ‘temiz etiketli” gıda ürünlerini ve katkı maddelerini tercih etmektedir. Doğal ürünlere olan bu artan talep nedeniyle fırıncılık sektörü kimyasal katkı maddelerine alternatif ürünler ya da yöntemlere yönelmeye başlamıştır. Enzimler, genellikle yaşam için tehlike oluşturmayan, kaynatma, pişirme gibi işlemler sırasında denatüre olan proteinler olduğundan, tüketiciler ve endüstri tarafından yaygın olarak kabul gören doğal katkılardandır (Gül ve Dizlek, 2009; Joye ve ark., 2009; Barros ve ark., 2023). Un, ekmek ya da farklı diyet lif katkısı içeren ekmeklerin hamur ve ekmek kalitesini iyileştirmek amacıyla glikoz oksidaz, heksoz oksidaz (Gül ve ark., 2009; Gül ve Ödeş, 2019; Gül ve Ödeş, 2020), transglutaminaz (Hayıt ve Gül, 2014; Hayıt ve Gül, 2016), bakteriyel ksilanaz, maltojenik α-amilaz, vital gluten, askorbik asit (Iqbal ve ark., 2023) gibi doğal fonksiyonel katkılardan yararlanılmaktadır. Son zamanlarda, birçok rekombinant buğday enzimi ve proteininin un işleme kalitesinde potansiyel iyileştirmeler sergilediği bildirilmiştir (Liu ve ark., 2017; Nian ve ark., 2020). Buğday ununun besinsel kalitesini etkilemeden reolojik ve fonksiyonel özelliklerini iyileştirebilecek yeni teknolojilere ihtiyaç duyulmaktadır. Gelişmekte olan bu teknolojiler iki grup altında toplanabilir. Birinci grup termal teknolojilerdir. Bunlara; ohmik ısıtma, radyofrekans ısıtma ve mikrodalga uygulamaları örnek olarak verilebilir (Soliman, 2010, Qu ve ark., 2017; Wang ve ark., 2021). İkinci grup ise termal olmayan yöntemlerdir. Örneğin yüksek hidrostatik basınç, termal olmayan plazma (soğuk plazma), ultrason ozonlama ve ultraviyole ışık termal olmayan teknolojilerden birkaçıdır (Chauhan, 2019). Bu anlamda termal olmayan teknolojilerin buğday ununun işlevselliğini kimyasal katkıların yaptığı gibi geliştirebileceğine inanılmaktadır. Bu tür fiziksel süreçler, pastörizasyona/sterilizasyona alternatif olarak gelişmekte olan teknolojilerdir. Termal olmayan teknolojilere karşı tüketiciler tarafından talep artışı görülmektedir çünkü bu teknolojiler katkı maddesi kullanmadan daha taze, daha besleyici ve daha az işlenmiş ürünlerin üretilmesine imkân sağlamaktadır. Termal olmayan teknolojiler kimyasal maddelerin kullanımına gerek duyulmadığı için ve fiziksel teknolojilerin aksine atık üretmedikleri için çevre dostu ‘yeşil’ teknolojiler olarak adlandırılırlar. Aynı zamanda termal olmayan teknolojiler daha az enerji harcamaları, daha fazla lezzet ve besin ögesi tutabilmelerinden dolayı diğer teknolojilere nazaran daha avantajlı olarak kabul edilmektedirler (Barros ve ark., 2023). Gelişmekte olan termal olmayan teknolojiler öncelikle mikroorganizmaların ve enzimlerim inaktive edilmesi için kullanılmıştır (de Jesus ve ark., 2020). Son yapılan birkaç çalışmada bu teknolojiler gıda bileşenlerini değiştirmek için kullanılmış ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Termal olmayan bu teknolojiler ile unların teknolojik özelliklerini etkileyen proteinlerin yapılarının da değiştirilebileceği belirtilmiştir. Örneğin su ile etkileşimi ve viskoelastik ağ oluşturması ile daha güçlü hamurların oluşumunu destekleyerek daha kaliteli ekmeklerin üretilmesine katkı sağlamaktadırlar (Barros ve ark., 2023). Bu teknolojilerin gıdalarda kullanılması ile düşük ısı uygulanmasından dolayı orijinal tatların, aromaların ve hassas biyoaktiflerin korunması sağlanır ve belirli özelliklerinin iyileştirilmesi konusunda umut vaat etmektedirler. Bu bölümde; gelişmekte olan termal olmayan teknolojilerden termal olmayan plazma (soğuk plazma) ve yüksek hidrostatik basınç teknolojileri hakkındaki bilgiler derlenerek bu teknolojilerin teknik yönü, gıda ve tahıl sektöründeki mevcut ve gelecek uygulamaları ile gıda bileşenleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.