SÛRNÂME-İ VEHBÎ’DE SANATÇI ÂİDİYETİ: LEVNÎ VE NAKKAŞ İBRAHİM
Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, cilt.8, sa.18, ss.1085-1124, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 8 Sayı: 18
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.53718/gttad.1986043
- Dergi Adı: Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.1085-1124
- Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Sultan III. Ahmed’in (1703–1730) saltanatı döneminde, 1720 yılında padişahın dört şehzadesi ile Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın oğlunun sünneti dolayısıyla büyük bir sur-ı hümâyun düzenlenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı bölgelerinden sünnet ettirilmek için getirilen yaklaşık dört bin çocuğun da katıldığı şenlik, 18 Eylül 1720’de başlamış ve 10 Ekim 1720’de şehzadelerin sünnet edilmesiyle sona ermiştir. Törenler, Seyyid Vehbî tarafından kaleme alınan Sûrnâme-i Vehbî adlı eserle yazılı olarak kayıt altına alınmıştır. Eserin günümüze ulaşan yaklaşık yirmi yazma nüshası bulunmakla birlikte, bunlardan yalnızca ikisi resimlidir. T.C. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde A.3593 numarayla kayıtlı olan 175 varak ve 137 tasvirden oluşan nüsha Levnî’ye; aynı kütüphanede A.3594 numarayla kayıtlı 221 varak ve 140 tasvir içeren nüsha ise Nakkaş İbrahim’e atfedilmektedir. Bu çalışmada, söz konusu iki resimli nüsha karşılaştırmalı bir yöntemle incelenmiş; kompozisyon düzeni, figür kurgusu, mekân tasviri, ikonografi ve üslup özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Karşılaştırmalı inceleme sonucunda, iki nüsha arasında elli altı kompozisyonun büyük ölçüde benzerlik gösterdiği; buna karşılık Levnî nüshasında yer alıp Nakkaş İbrahim nüshasında bulunmayan on üç, yalnızca Nakkaş İbrahim nüshasında tespit edilen ise yirmi üç farklı kompozisyonun bulunduğu belirlenmiştir. Bulgular, iki yazmanın ortak bir ikonografik programa dayandığını; ancak kompozisyon anlayışı, figürlerin ele alınışı, mekân tasviri ve üslup özellikleri bakımından farklı estetik yaklaşımlar sergilediğini ortaya koymaktadır. Levnî’nin dekoratif ve dengeli kompozisyon anlayışına karşılık, Nakkaş İbrahim’in figürlerin fizyonomik özellikleri, jest ve mimikleri ile gündelik yaşama ilişkin ayrıntıları öne çıkaran daha gözlemci ve natüralist bir resim anlayışı benimsediği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, iki nüsha arasındaki kompozisyon benzerliklerinin sanatçıların birlikte çalıştığını veya bir nüshanın diğerinin doğrudan kopyası olduğunu kanıtlamadığı; aksine XVIII. yüzyıl Osmanlı saray nakkaşhanesinde ortak resim programlarının ve atölye geleneğinin belirleyici rolünü yansıttığı anlaşılmıştır. Bu yönüyle çalışma, Levnî ve Nakkaş İbrahim’e atfedilen Sûrnâme-i Vehbî nüshalarını karşılaştırmalı olarak değerlendirerek Osmanlı minyatür sanatı literatürüne yöntemsel ve kuramsal açıdan katkı sunmayı amaçlamaktadır.