Evaluation of the Place of the Concept of Urban Livability in the Literature


Çetinkaya S., Aliağaoğlu A.

Turkish Studies - Social Sciences, vol.15, no.6, pp.2901-2918, 2020 (Peer-Reviewed Journal)

Abstract

Rapid growth of cities leads to social and environmental problems. Transportation problems, security problem, recreation area deficiencies, pollution are some of these. These problems reduce the quality of life and environment in cities. In other words, it reduces urban livability. In the urban livability literature surveys on the subject, it is seen that, rather than the definition of urban viability, the criteria for determining the urban viability in any city settlement were carried out. In the literature, the concepts of livability, quality of life and sustainability, which are more related to the concept of urban viability, are mentioned. From a chronological perspective, the concept of quality of life first appeared in BC. It was used by Aristotle who lived between 384-322. The concept of sustainability is officially included in the Brundtland Report published by the United Nations (UN) in 1987. The concept of livability was presented at the 2nd Habitat Conference in Istanbul in 1996. Although there is a relationship between urban livability and these concepts, it has been determined that these concepts do not meet the concept of urban viability. At this point, it is necessary to explain what urban livability is. One of the ways to better present and analyze every day and scientific problems is to use the right concepts. It has been determined that the definition of the concept of urban viability is not included in the domestic and foreign literature. In this study to eliminate this problem, it is aimed to create a definition by evaluating the concept of urban viability in the context of social, economic, cultural and environment. For this purpose, domestic and foreign sources have been looked at and the most general definition can be made as follows: Urban livability, the city is largely safe, infrastructure and superstructure is in good condition, public and public transportation services are distributed in the city in a balanced, economically dynamic and environmentally harmless city in settlements; it can be explained as the fulfillment of the different expectations of each individual.

Şehirlerin hızlı bir şekilde büyümesi, sosyal ve çevresel problemlere yol açmaktadır. Ulaşım problemleri, güvenlik sorunu, rekreasyon alan eksiklikleri, kirlilik bunlardan bazılarıdır. Bu problemler şehirlerdeki yaşam ve çevre kalitesini düşürmektedir. Bir başka söyleyişle şehirsel yaşanabilirliği azaltmaktadır. Şehirsel yaşanabilirlikle ilgili yapılan literatür taramalarında çoğunlukla şehirsel yaşanabilirliğin tanımından ziyade herhangi bir şehir yerleşmesinde şehirsel yaşanabilirliğin tespit edilmesine yönelik kriter belirleme çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Ayrıca literatürde daha çok, şehirsel yaşanabilirlik kavramıyla ilişkili olan yaşanabilirlik, yaşam kalitesi, sürdürülebilirlik kavramlarına ve konularına değinilmiştir. Kronolojik olarak bakıldığında, yaşam kalitesi kavramı ilk olarak M.Ö. 384-322 yılları arasında yaşayan Aristo tarafından kullanılmıştır. Sürdürülebilirlik kavramı resmi olarak 1987’de Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan Brundtland Raporunda yer almıştır. Yaşanabilirlik kavramı ise 1996’da İstanbul’da düzenlenen 2. Habitat Konferansında sunulmuştur. Şehirsel yaşanabilirliğin bu kavramlarla ilişkisinin olmasına karşın tam olarak bu kavramların şehirsel yaşanabilirlik kavramını karşılamadığı saptanmıştır. Bu noktada şehirsel yaşanabilirliğin ne olduğunun açıklanması gerekmektedir. Gerek gündelik gerekse bilimsel sorunları daha iyi ortaya koyabilmenin ve çözümleyebilmenin yollarından birisi de doğru kavramların kullanılmasıdır. Şehirsel yaşanabilirlik kavramının tanımının, taranan yerli ve yabancı literatürde yayımlanmış makaleler ve bildirilerde yer almadığı tespit edilmiştir. Bu problemi ortadan kaldırmak için yapılan bu çalışmada şehirsel yaşanabilirlik kavramının sosyal, ekonomik, kültürel ve çevre bağlamında değerlendirilerek bir tanımın oluşturulması amaçlanmıştır. Bunun için yerli ve yabancı pek çok kaynağa bakılmış olup en genel tanımı şu şekilde yapılabilir: Şehirsel yaşanabilirlik, şehrin büyük oranda güvenli, altyapının ve üstyapının iyi durumda olduğu, kamu ve toplu taşıma hizmetlerinin şehirde dengeli dağıldığı, ekonomik anlamda dinamik olan ve çevreye zararı olmayan şehir yerleşimlerinde; şehirli nüfusu oluşturan her bireyin birbirinden farklı beklentilerinin karşılanabilirliği olarak açıklanabilir.