TONSİLLEKTOMİDE KULLANILAN FARKLI CERRAHİ TEKNİKLERE AİT BİR DERLEME


Creative Commons License

Kumbul Y. Ç. , Işık H.

İSTANBUL KBB-BBC UZMANLARI DERNEĞİ 12. KONGRESİ, İstanbul, Turkey, 15 - 17 January 2021, pp.53

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.53

Abstract

Bu derlemede tonsillektomi için tanımlanmış farklı teknikler literatür eşliğinde değerlendirilecektir. Tonsillektomi teknikleri, tonsilin tamamen çıkarıldığı ekstrakapsüler tonsillektomi (EKT) ve tonsilin kısmen çıkarıldığı intrakapsüler tonsillektomi (İKT) olarak 2’ye ayrılır. EKT klasik tonsillektomi olarak bilinirken, İKT için subtotal tonsillektomi veya tonsillotomi terimleri kullanılabilir (1). EKT soğuk bıçak, elektrokoter, koblatör yardımıyla yapılırken, İKT’de mikrodebrider, CO2 laser, koblatör kullanılır (2-4). Cerrahi teknikten bağımsız olarak tonsillektomi komplikasyonları; kanama, postoperatif ağrı, beslenme güçlüğü, dehidratasyon, postoperatif bulantı ve kusmadır. İKT’ye özgü komplikasyon ise tonsilin rekürren enfeksiyonu ve buna bağlı tonsil hipertrofisidir (TH). Komplikasyonlar arasında en sık postoperatif kanama ve ağrı görülür. Postoperatif kanama mortalitenin en önemli nedenidir (5). Literatürdeki çalışmalarda İKT tekniklerinde postoperatif kanama ve ağrının, EKT tekniklerine göre daha az olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla İKT tekniklerinde analjezik ihtiyacı daha azdır, normal diyete ve aktivitelere dönüş kısa sürede gerçekleşir, operasyon süreleri kısadır (6-10). İKT teknikleri kendi içinde değerlendirildiğinde postoperatif kanama ve ağrı yönünden fark yoktur (5). İKT’ye özgü olan tonsilin rekürren enfeksiyonu ve TH ile ilgili verilerde tutarlılık yoktur. İKT yapılıp TH’ye bağlı EKT ihtiyacının %10 olduğunu bildiren çalışma olmakla birlikte (11) kalan tonsil dokusunda TH olmadığını bildiren çalışmalarda mevcuttur (5). Sonuç olarak tonsil dokusu sınırlı miktarda hastada kaldığından rekürren enfeksiyonlar için kaynak olabilmesi ve TH gelişmesi mantıklı gözükmektedir. Maliyet değerlendirmesi açısından bakıldığında EKT’nin İKT’ye göre daha maliyetli olduğu söylenebilir. Maliyeti etkileyen faktörler arasında postoperatif kanama, ortalama iyileşme süresi, İKT sonrası gelişen TH vardır. Hasta sayıları fazla olmasa da özellikle İKT sonrası gelişen hipertrofi ve komplikasyonlar en maliyetli grubu oluşturur (11). İKT tekniklerinin bir dezavantajı da ekipmana (mikrodebrider, CO2 laser, radyofrekans koblatör vb.) ihtiyaç duymasıdır. Ülkemizdeki her hastanede bu ekipmanlar olmadığından tonsillektomi eğitimi soğuk bıçak cerrahi teknikle alınmalıdır. Sonuç olarak rekürren enfeksiyon riski olan hastalarda EKT, obstrüktif hava yolunu rahatlatmak amacıyla İKT mantıklı gözükmektedir. Hangi tekniğin seçileceği hastanın kliniği, cerrahın seçimi, hastane imkanlarına göre değişmektedir.