Modern ve Çağdaş Türk Sanatında Uzanan Kadın İmgesi
20. Uluslararası Ortaçağ Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Sakarya Üni., Sakarya, Türkiye, 2 - 05 Kasım 2016, ss.68-72, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Sakarya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.68-72
- Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
|
Batı sanatında
erken örnekleri İ.Ö. II. ve I. yüzyıllarda Roma mozaik ve fresklerinde
betimlenen Venüs’ün Doğuşu sahneleriyle karşımıza çıkan uzanan kadın imgesi,
görsel sanatların tarihinde, günümüze kadar süregelen en uzun ömürlü
imgelerden biridir. Rönesans’tan itibaren Doğu dünyasını adım adım
sömürgeleştiren Batı’nın görsel dağarına dâhil olan birtakım oryantalist
simge ve metaforlarla birlikte, bir gösterge olarak uzanan Venüs, simgesel
anlamda bir Doğu-Batı karşılaştırması haline gelir. 19. yy.’a gelindiğinde
ise Batı resminde, uzanan Venüs artık uzanan odalığa dönüşmüştür. Türk resim
sanatında uzanan kadın imgesinin erken örneklerine 18. yy’da Levni’nin
minyatürlerinde rastlanır. 19. yy’da Jean-Léon Gérôme, Eugene Delacroix, Rudolf
Ernst gibi Doğu dünyasını görmüş, tecrübe etmiş batılı oryantalistlerin sözde
belgesel betimlemeleri sayesinde uzanan kadın figürü, böylelikle Batı’da Doğu
dünyası tarafından da sözüm ona onaylanmış bir oryantalist klişeye dönüşür ve
odalık olarak -deyim yerindeyse- tescillenmiş olur. Batılı oryantalist
ressamların atölyelerinden yetişen, Osman Hamdi Bey gibi bazı Türk ressamlar
da simgesel bağlamda tartışmalı olmakla beraber Batılılaşma döneminde
oryantalist etkiler ve nitelikler taşıyan uzanan kadın betimleri
yapmışlardır. 19 yy. sonlarında Abdülmecid Efendi Haremde Goethe, Halil Paşa Uzanan
Kadın eserlerinde, bir kalıp yargı olarak odalıkla özdeşleşmiş olan
uzanan kadını, seyirlik bir şehvani nesne olma niteliğinden tamamen sıyırarak
onu, cesur, akıllı, düşünen, seyreden özneye dönüştürürler. 20.yy.’a
gelindiğinde Namık İsmail, Sedirde
Uzanan Kadın, Müfide Kadri, Kitap
Okuyan Kadın eserlerinde uzanan kadın imgesine baskın entelektüel bir
nitelik atfederler. Erken Cumhuriyet döneminde İbrahim Çallı ve Namık İsmail
uzanan kadını nü olarak, odalık ve Venüs figürlerini hatırlatan pozlarda ve
doğacı gerçekliğe uygun kusursuz bir anatomiyle betimlemişlerdir. Bununla
beraber, onlar bu eserlerinde, alışılagelmiş davetkâr, şehvanî izlenimi,
seyircinin vöyorist bakışına sunulmuş “nesne kadın”ı, içe dönük, düşünceye
dalmış, seyircinin dünyasından bağımsız bir özne niteliği arz eden kadınlarla
değiştirmişlerdir. Bunlar Türk resminde kadına, hayatın içinde olduğu kadar
cinselliğinde de birey ve özne kimliğini iade eden ilk girişimler olarak
dikkati çekerler. Çallı ve İsmail ayrıca uzanan kadın ve nü motiflerini batı
kökenli bir sanat akımı olan izlenimci anlayış ve etkiler içerisinde, biçemi
uygulamakta aracı bir motif olarak, Türk resminde, modern resim sanatı için
bir görsel dağar unsuru şeklinde ele alarak kullanan ilk isimler olarak da
öne çıkarlar. Modern Türk resminin en
önemli isimlerinden Hamit Görele, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Faik İzer, Hakkı
Anlı gibi sanatçıların eserlerinde uzanan kadın figürü ağırlıklı olarak Çallı
ve İsmail’in açtıkları bağlamda ele alınmıştır. Onların eserlerinde uzanan
kadın, kimileyin nü olmakla beraber, cinselliğiyle öne çıkmayan; öznel,
yerel, evrensel bir kimlik inşa etmiş bir resim dilinin biçimsel arayışında,
batılı resim geleneği ile bağlantılı bir form, bir biçim aracı olma
niteliğiyle öne çıkar. 1970-80 sonrası Çağdaş Türk sanatında ise uzanan
kadının ekseri feminist kaygılarla ele alındığı görülür. 90larda ve 2000’li
yıllarda ise küresel sanat piyasasının ve güncel sanatçılarca benimsenen dil,
üslup ortaklığının bir sonucu olarak uzanan kadın imgesinin, bir biçim ve biçem
elemanı olmaktan ziyade, kadın ve nü olma özellikleri öne çıkarılarak ele
alındığı görülür. Bu çağdaş eserler ekseri kadın haklarına yönelik protest
bir anlayışla feminist kaygıları vurgulayan, bu bağlamda yer yer
öz-oryantalist nitelikler taşıyan, kimileyin de açık bir oryantalizm
eleştirisini ortaya koyan eserlerdir. Önerilen bildiri,
yukarıda özetlenen bilgiler ışığında ve ilgili eserler üzerinde içerik ve
biçem değerlendirmeleri yapılarak son yüzyılın Türk resim geleneğinde ve
günümüz Türk sanatında uzanan kadın imgesinin simgesel ve alegorik
kullanımları yanında bir biçim ve biçem elemanı olarak kullanımının evrimini
incelemek amacını taşımaktadır. Ayrıca bildiri kapsamında bu evrimin, değişen
sosyal dokunun yanı sıra sanat, sanat çevresi, sanatçı ve aydın
anlayışlarıyla bağlantı ve ilişkilerinin tartışması da yapılacaktır.
|