The Effect of Ḥadīth-Ra’y Discussion on Judgment Determination: An Evaluation in the context of the Relation between the Source of Judgment Problem and Kalam


Creative Commons License

Gençdoğan E. G.

İlahiyat Tetkikleri , vol.56, no.2, pp.119-142, 2021 (Journal Indexed in ESCI)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 56 Issue: 2
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.29288/ilted.994984
  • Title of Journal : İlahiyat Tetkikleri
  • Page Numbers: pp.119-142

Abstract

Abstract

The differences that emerged in the fiqh method regarding the definition of the judgment have a kalām-based ground. 􏰁Alā􏰂 al-Dīn al-Samarqandī talks about the theological ground of the theory of judgment and expresses the effect of theological divergences on the differences regarding the nature of the judgment. As a reaction to the Mu'tazila's understanding of good-evil/husn-kubh, that the judgments of actions can be known even before the shari’a comes, the Ash'arites claim that the mind cannot judge the goodness or badness of an action, that the mind does not require gratitude to the one who gives blessings, and that actions do not have any judgment before the bad thing comes. Also, in the basis of the problem of 􏰃adīth-ra’y lies of the differences of opinion that emerged in the theory of judgment. It is obvious that the Qur'an and the sunnah are the two most important sources. However, it is also known that the collection of hadiths causes a narrowing of the field of judgment with reason. Since they are the source of the 􏰃adīth-ra’y discussions, the authority of the Qur'an and the Sunnah is mentioned here. Here again, it should be emphasized that the authority of the Qur'an and Sunnah is provided by the kalam. The determination of the Divine will as the only authorized element in making judgments has also been determined by the kalam.

Öz􏰀􏰀

Hükmün tanımına ilişkin fıkıh usulünde ortaya çıkan farklılıklar kelâmî bir zemin barındırmakta- dır. Alaaddin es-Semerkandî hüküm teorisinin kelâmî zemininden bahsetmekte ve hükmün mahiyetine ilişkin farklılıklara itikadî ayrışmaların etkisini dile getirmektedir. Mu’tezile’nin şer’ gelmeden de fiille- rin hükümlerinin bilinebileceğine ilişkin hüsun-kubuh anlayışına bir reaksiyon olarak Eş’arîler; aklın bir fiilin hüsun ve kubhuna dair hüküm veremeyeceği, aklın nimet verene şükretmeyi gerektirmeyeceği ve şer’ gelmeden önce fiillerin hükmünün bulunmadığı iddiasındadırlar. Hüküm teorisinde ortaya çıkan görüş farklılıklarının temellerinde hadis-rey problemi de yatmaktadır. Kur'an ve sünnetin en önemli iki kaynak olduğu ortadadır. Bununla birlikte hadislerin toplanmasının reyle hüküm verme alanının da- ralmasına sebep olduğu bilinmektedir. Hadis-rey tartışmalarına kaynaklık etmeleri sebebiyle burada Kur'an ve sünnetin otorite oluşlarına değinilmiştir. Yine burada Kur’an ve sünnetin otoritesinin kelâm eliyle sağlandığı özellikle vurgulanmış, İlahî iradenin hüküm koymada tek yetkili unsur olarak tayin edilmesinin de kelâm eliyle belirlendiği dile getirilmiştir.