“Abdülhak Hâmit Karşısında Nâzım Hikmet”


Gariper C.

İKSAD Global Internaitional Congress China To Adriatic-XIV, Kayseri, Türkiye, 10 - 12 Haziran 2022, cilt.1, ss.659-670, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Kayseri
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.659-670
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Yirminci yüzyıl Türk şiirinin öne çıkan şairlerinden biri olan Nâzım Hikmet, 1920’lerin ortalarından başlayarak çeşitli gazete ve dergilerde sanatın çeşitli dalları ve edebiyat üzerine değerlendirme, eleştiri yazıları yayımlar. Bu değerlendirme ve eleştiri yazılarında daha çok kendi kuşağından olanlarla genç yazar ve şairler üzerinde durur. Kendisine yakın bulduğu yeni yetişen yazar ve şairlere edebiyat dünyasında yer açma ve onları yönlendirme çabası içinde görünür. Genç yazar ve şairlerin yanında önceki kuşaklardan kimi sanatkârlara karşı da eleştirel bir tavır sergiler. Onun Nâmık Kemal, Mehmet Âkif Ersoy, Ahmet Hâşim, Mehmet Emin Yurdakul, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Peyami Safa gibi adlar yanında Abdülhak Hâmit Tarhan’a da yönelik eleştirileri bulunmaktadır. Dönemin önde gelen sanat, edebiyat dergilerinden Resimli Ay’da çıkan “Putları Yıkıyoruz Apdülhak Hâmit No: 1” yazısı, Abdülhak Hâmit’e karşı fütüristlerin başkaldırısını hatırlatan sert bir eleştiri özelliği taşır. Yenilik yapabilmek için önceki kuşaklardan yazar ve şairlerin yıkılması gerektiğine inanan Nâzım Hikmet, edebiyat çevrelerinde “dâhi-i âzâm” şeklinde adlandırılan ve büyük bir saygınlığı bulunan Abdülhak Hâmit’in yerini sarsmak, hatta onu yıkmak düşüncesiyle işe başlar. “Putları Yıkıyoruz Apdülhak Hâmit No: 1” başlıklı yazı, “Putları Yıkıyoruz” serisinin ilk yazısı olur. Abdülhak Hâmit’ten sonra kampanya çerçevesinde “Putları Yıkıyoruz, No.2 Mehmet Emin Beyefendi” başlığı altında Mehmet Emin’i konu alır. Fakat söz konusu kampanyayı ortaya çıkan tepkiler üzerine sürdüremez. Abdülhak Hâmit’i ağır şekilde eleştirir. Onun “dâhi-i âzâm” olmak şöyle dursun dâhi bile olmadığını söyler. Kendi ölçüleriyle sanatta dâhi olmanın şartlarını belirleyerek Abdülhak Hâmit’i eleştiri süzgecinden geçirir. Bu eleştiri sonunda Abdülhak Hâmit’in dâhi-i âzâm sayılamayacağı sonucuna varır. Nâzım Hikmet’in bu yazısını takip eden yıllarda Abdülhak Hâmit’in daveti üzerine onunla görüşmesinden sonra, ona bakışında bir değişme ve yumuşama görülür. Abdülhak Hâmit’i konu alan 1934 tarihli iki yazısıyla yakın çevresinden bazı yazarların, özellikle Resimli Ay’ı çıkaran Sertellerin hatıralarında yer alan bilgiler, Nâzım Hikmet’in Abdülhak Hâmit’e karşı giriştiği yıkıcı eleştiriden dolayı yöntem hatasına düştüğünü ve pişmanlık duyduğunu göstermektedir. Bu yazıda, Nâzım Hikmet’in Abdülhak Hâmit’e yönelik eleştirel bakışı, eleştirel bakışında zamanla beliren tereddüt, yumuşama ve özeleştiriler ele alınmaya çalışılacaktır.

Anahtar kelimeler: Nâzım Hikmet, “Putları Yıkıyoruz”, Abdülhak Hâmit, Resimli Ay, eleştiri.