Isparta Kökenli Rosa damascena Hidrolatı Esaslı, Bariyer Onarıcı ve Alkolsüz Bir Canlandırıcı Tonik Formülasyonunun Geliştirilmesi ve Karakterizasyonu
Journal of Immunology and Clinical Microbiology, cilt.11, sa.1, ss.1-10, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 11 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.58854/jicm.1833345
- Dergi Adı: Journal of Immunology and Clinical Microbiology
- Sayfa Sayıları: ss.1-10
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Süleyman Demirel Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Yüz tonikleri, klasik büzüştürücü ve alkollü losyonlardan, cilt pH’ını dengeleyen, bariyer fonksiyonunu destekleyen ve topikal aktifler öncesi cildi hazırlayan çok işlevli dermokozmetik sistemlere dönüşmüştür. Niasinamid, seramidler ve hiyalüronik asit içeren formülasyonların, stratum corneum lipid sentezini artırarak hidrasyon ve bariyer bütünlüğünü iyileştirdiği çok sayıda çalışmada gösterilmiştir. Isparta kökenli Rosa damascena Mill. ise uçucu yağ, hidrolat ve diğer yan ürünleriyle tarım, endüstri ve tıpta çok yönlü kullanılan bir bitkidir. Hidrolatlar; feniletanol, monoterpen alkoller ve suda çözünebilen fenolik bileşikler içeren, antioksidan, yatıştırıcı ve hafif antimikrobiyal özelliklere sahip “aktif sulu fazlar” olarak önem kazanmaktadır. Ancak su aktivitesinin yüksek olması ve organik yük nedeniyle hidrolat esaslı kozmetik ürünler mikrobiyolojik açıdan kırılgan olup, çoğu zaman yüksek etanol içeriği ile stabilize edilmektedir. Yöntem: Bu çalışmada, Isparta kökenli Rosa damascena hidrolatına dayalı, alkolsüz, bariyer onarıcı ve canlandırıcı bir yüz toniği Box–Behnken deneysel tasarım yaklaşımı ile geliştirilmiş ve optimize edilmiştir. Tasarım faktörleri hidrolat oranı (%60–80), hiyalüronik asit (%0,05–0,20), niasinamid (%2–4) ve seramid kompleksi (%0,10–0,30) olarak belirlenmiştir. Hazırlanan 8 prototip formülasyon; pH, viskozite, akış davranışı, görsel/fiziksel stabilite, mikrobiyolojik yük (ISO 17516) ve koruyucu etkinlik (ISO 11930) açısından değerlendirilmiştir. Viskozite Brookfield yöntemiyle ISO 2555’e göre ölçülmüştür. Optimum formülasyonun fizikokimyasal profili ve in vitro bariyer destekleyici potansiyeli değerlendirilmiş, ambalaj ve kullanım koşulları ürün bütünlüğü açısından tartışılmıştır. Bulgular: Optimum formülasyonda %70 Rosa damascena hidrolatı, %0,10 hiyalüronik asit, %3 niasinamid ve %0,20 seramid kompleksi yer almıştır. Formülasyon fizyolojik aralıkta pH (5,2 ± 0,1) ve hafif jel-tonik kıvamında viskozite (600– 800 cP) göstermiş; psödoplastik akış davranışı ile iyi yayılabilirlik ve yapışmayan bir cilt hissi sunmuştur. 40 °C/75% RH koşullarında 3 aylık hızlandırılmış stabilite sonucunda faz ayrılması, anlamlı renk/koku değişimi ya da kritik viskozite kaybı gözlenmemiş; değerler başlangıca göre ±%10 sınırları içinde kalmıştır. Toplam canlı sayımları ISO 17516 sınır değerlerinin altında kalmış; challenge testinde Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Candida albicans ve Aspergillus brasiliensis suşlarına karşı ISO 11930 kabul kriterleri sağlanmıştır. Bu çalışma kapsamında klinik veya in vivo cilt performans değerlendirmesi yapılmamıştır. Bu nedenle stratum corneum hidrasyonu, transepidermal su kaybı (TEWL), irritasyon veya duyarlılık üzerine nicel/klinik bir etki iddiasında bulunulmamıştır. Geliştirilen formülasyonlar; fizikokimyasal özellikleri, ön stabilite davranışı ve mikrobiyolojik uygunluk açısından değerlendirilmiştir. Sonuç: Isparta kökenli Rosa damascena hidrolatı esaslı, alkolsüz ve bariyer destekleyici jel-tonik formülasyonları uygun fizikokimyasal özellikler göstermiş; çalışmada gerçekleştirilen analizler kapsamında mikrobiyolojik kalite ve formülasyon stabilitesi açısından umut verici bulunmuştur. Box–Behnken tasarımına dayalı optimizasyon, hidrolat oranı ile bariyer destekleyici aktiflerin formülasyon geliştirme açısından en uygun kombinasyonunun nicel olarak belirlenmesine olanak sağlamıştır.