YENİ BÖLGESELCİLİK VE SOĞUK SAVAŞ SONRASI BARIŞ OPERASYONLARININ DÖNÜŞÜMÜ: SOMALİ ÖRNEĞİ
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Nuri Yeşilyurt
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Barış operasyonları, Soğuk Savaş sonrası dönemde değişen çatışma dinamikleri ve devlet içi krizlerin yaygınlaşmasıyla birlikte yapısal bir dönüşüm geçirmiş; klasik barışı koruma anlayışının ötesine geçerek çok aktörlü ve çok katmanlı güvenlik yönetişimi pratiklerine evrilmiştir. Bu dönüşüm, barış operasyonlarının askeri kapastenin yanı sıra farklı düzeylerde faaliyet gösteren aktörler arasındaki etkileşimler, bağımlılık ilişkileri ve bağlamsal koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, barış operasyonlarının dönüşümünü Birleşmiş Milletler (BM) ile bölgesel örgütler arasındaki ilişkiler üzerinden analiz etmekte ve bu dönüşümün tek yönlü bir yetki devri sürecinin ötesinde, küresel ve bölgesel aktörler arasında karşılıklı bağımlılığa dayalı hibrit bir güvenlik yönetişimi modeli içinde yeniden örgütlendiğini ileri sürmektedir. Bu çerçevede Yeni Bölgeselcilik yaklaşımı teorik temel olarak benimsenmekte; ancak yaklaşımın güvenlik alanındaki varsayımları eleştirel biçimde yeniden değerlendirilmektedir.
Çalışmada Somali üzerinden vaka içi karşılaştırmalı analiz yöntemiyle BM ve Afrika Birliği (AfB) öncülüğündeki misyonlar karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Bu analiz, farklı müdahale modellerinin aynı bağlam altında nasıl şekillendiğini ve hangi koşullarda sınırlı ya da işlevsel hale geldiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bulgular, BM’nin yüksek kurumsal kapasitesine rağmen bağlamsal uyumsuzluk nedeniyle sınırlı kaldığını; AfB’nin ise daha esnek ve bağlama duyarlı bir müdahale modeli geliştirmesine karşın finansal, lojistik ve normatif bağımlılık ilişkileri içinde hareket ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, barış operasyonlarının geleceğinin, küresel ve bölgesel aktörler arasında kurulan çok düzeyli, hibrit ve karşılıklı bağımlılığa dayalı güvenlik yönetişimi yapıları üzerinden anlaşılması gerektiği ileri sürülmektedir.