Impacts of privatization on urban planning: The Turkish case (Ankara)
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir Ve Bölge Planlama Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: "Keskinok H.Ç.", "Altaban Ö."
Tezin Onay Tarihi: 2007
Tezin Dili: İngilizce
Özet:
Kentsel planlama ve özelleştirme arasındaki “gerilimle” kentsel mekanın metalaştırılması arttıkça, kentsel planlama yazınındaki özelleştirme tartışması çoğalmaktadır. Kamu arazilerinin özelleştirilmesi ve bunun kentsel planlama süreçlerine etkileri ile, rant, mülkiyet ve kamu yararı konularındaki teorik çerçeve üzerine sınırlı sayıdaki çalışma, bu tezin amaçlarını şekillendirmiştir. Tüm bu olgular tezimize temel oluşturmuştur. Bu tez, kentsel mekanda tarihsel bir kapsamda özelleştirme ile yaratılan kapitalist üretim ile kamu mülkü arasındaki ilişkiyi açıklamayı amaçlamaktadır. Eleştirel değerlendirme, Ankara kentindeki bir de jure-özelleştirme örnek olayındaki uygulama farklılıkları, ilgili planlama yaklaşımları ve süreçleri, aktörlerin rolleri ile, çevre alanlar ve kent makroformundaki mekansal etkiler çevresine odaklanmıştır: Et ve Balık Ürünleri (EBÜ A.Ş.) Akköprü Mezbaha Alanı. Bu örnek olay çalışmasında piyasa mekanizmalarının nasıl işlediği ve davrandığı nedenleriyle analiz edilmiştir.
Bu tez, ilgili süreçlerin ve uygulamanın farklı olması nedeniyle, de jure-özelleştirme ve de facto-özelleştirme kavramsal ayrımının kentsel planlama için anlamlı olabileceğini tartışmaktadır. Her ne kadar her bir “de jure-özelleştirme (özelleştirme)” deneyimi kendi dinamiklerine sahip ve özgün örneklerse de, Türkiye’deki uygulama, dünya örneklerinden farklılaşmaktadır: İlk olgu, aynı mevzuat kapsamında Türkiye’nin tasfiye, hibe, özelleştirme ve sosyalizasyonu birlikte tatbik etmesidir. İkinci olarak, de jureözelleştirme kamu arazisinin özelleştirilmesi yönelimlidir. Üçüncü olarak, noktasal bir
vii
müdahale olarak, özelleştirmenin kentsel planlamaya ve kentlerin planlı büyümelerine doğrudan etkileri vardır.
Kentleşme süreçleri tamamen piyasa güçlerine bırakıldığı için rasyonel planlamanın denetimi altında değildir. Bu de jure-özelleştirme sürecinde, kent mekanı piyasa yönelimli planlama yaklaşımlarıyla (yeniden) üretilmekte ve kamu yararı kavramı (kent planlarında) ihmal edilmektedir. Piyasa yönelimli planlama yaklaşımları “güç” araçlarını kontrol etme eylemi halini almış, devletin üretim faaliyetlerini sonlandırmış, diğer mekanların rekabet edebilirliğini azaltırken “tüketim mekanları” yaratmış ve kamu arazisine “mal” muamelesi yapmıştır. Kentsel planlarla tanımlanan kamu mekanı toplum tarafından kullanılan özel mekanlar halini almıştır. Bunun sonucunda, kamu mekanının kamu malı karakteri kaybolmuştur. Diğer bir deyişle, piyasa kurumunun istemlerinin özel yararlar için önceliği vardır ve sermayedarın mantığı kent mekanını (yeniden) üretmektedir. Üretimin devamlılığı kararı sermayedara bırakılmıştır. Bu nedenle, özelleştirme sürecindeki kentsel planlama gerçek arazi değerini bulma, rant yaratma yanı sıra, gelişme potansiyeli ve ayrıcalıklı imar haklarının aktarımı eylemine dönüşmektedir. Bu olgu, kentsel planlamada bir paradigma değişimini kast etmektedir.
Bu oluşumlar, planlama ve piyasa kurumlarının her ikisinin de meşruiyetini tartışılır hale getirmektedir. Bu tez, eğer de jure-özelleştirme önlenemez ise, piyasa kurumu ve kentsel planlamanın meşruiyeti için saf piyasa eleştirel kapsamlı rasyonel planlamanın bir tarafa bırakılmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Kentsel planlama var olmadan piyasa meşru ve güvenilir olmayacaktır. Piyasa ayrıca kamu yararı için olmalıdır aksi halde, kendi meşruiyetini sarsacaktır. Kentsel planlamanın özelleştirme ile kamu yararı için eklemlenmesi ancak bundan sonra telaffuz edilebilir. Diğer bir deyişle, eğer kamu yararı tüm plan hiyerarşisindeki nesnellik olursa, özelleştirme kentsel planlama tarafından mekansal bağlamda bir ideoloji olarak kabul edilebilecektir. De jureözelleştirme sürecinde, idari eylem, kent mekanının (yeniden) üretimi, ekonomik konular ve kamu yararı konuları kapsamında belirsizlikler, ikilemler ve sorun alanları mevcuttur. Bunlar bilinmeden, piyasa eleştirel kentsel mekanın (yeniden) üretimi mantıksız olacaktır. Sonuç olarak, bu tezde de jure-özelleştirme ile ilgili planlama süreçleri, kentsel planlamayı bir kurum ve ideoloji olarak güçlendirmek için tanımlanmıştır.